www.firkete.com

Ay tutulması bize neyi öğretir.

e-Posta
16 Ağustosu 17 Ağustosa bağlayan gece Ay tutulması oldu.

Tutulmalar hayatımızda önemli tetikleyici görevi üstlenen olaysal temaları ortaya çıkarır. Bu tema çevresinde esasında değiştirmemiz gereken unsurlarımızı değiştirme fırsatı verir.
Bu değişim derin düzeyde düşünüldüğünde bizim en yüksek hayrımıza olacaktır.
Ancak her değişim alışık olduğumuz hayat tarzımızdan, alışkanlıklarımızdan, yaşam modelimizden bizi kopartacağı için sanki zorlukları çağrıştırır kafamızda. Esasında şimdi evren bize bırakmamız gerekenleri bırakma fırsatı sunmaktadır.
Bırakılacak olan bazen bize artık zararı dokunan bir ilişki de olabilir bir dünya görüşü de, yada esasında bizi doyurmayan işimiz ve onu yaparken özümüzden verdiğimiz tavizlerdir.

Ay tutulması, ‘Ay’ın temsil ettiği konulardaki değişimler’ alanında daha etkindir.

Ay bizim duygularımızı, duygusal ihtiyaçlarımızı, annelik dürtümüzü, doyumumuzu sağlayan, bizi besleyen, büyüten konuları, kişileri, bizim kendimizi yada çevremizdekileri nasıl besleyip büyüttüğümüzü, alışkanlıklarımızı ve bize zararlı olduğunu bilsekte kopamadıklarımızı, içsel dünyamızı ve bilinç altımızın derinliklerini sembolize eder astrolojik olarak.

İşte temelinde bu konularda kendimizi istemeden de olsa zarar verecek durumların içine sokmuş isek kendimizi bu tutulma esnasında haritalarımızda hangi ‘Ev’ de gerçekleşiyorsa tutulma o dünyasal sahada yaşayacağımız tecrübeler nezdinde içimizde değişmesi gereken bölümümüzle yüzleşeceğiz.
Yüzleştiğimiz bölümümüzü görmek , görebilmek cesaret ister, değiştirmek için adım atmak ise herkesi alıştırdığımız belli davranış kalıplarından kurtulmayı yanında taşır.
 Öyle kolay değildir değişim, aklımız karar verir ama duygularımızın esareti bizi öyle kolayca bırakmaz. Kendimize zarar geldiğini bilsekte bir davranış alışkanlığını bırakmaktansa eski durum içinde o alıştığımız durum içinde kalmak bize daha güvenli gelir.

 ‘Güvenlik’: işte bir AY’a dair bir sözcük daha . Ay’ın temsil ettiği duygular erken çocukluk dönemimizdeki aile koşullarının güvenlik değerlerini taşır. Ve kişi bilinçdışı bir faktör ile bunlar sağlandığında güvende hisseder kendini. Ancak bu güvenli ortam bazen bizim yaşadığımız modeldeki bağımlı bir anne yada şiddet uygulayan bir baba, yada saçını süpürge etmiş bir annanedir. Bazende kendi keyifleri için diğer aile bireylerini hiç düşünmemiş bir aile bireyi.

Her nasıl olursa olsun bu modellerden birini özümseyip, tam tersini hayatımıza çekip kurduğumuz ailede savaşı sürdürebiliriz ve bu bize alıştığımız model olduğu için çok ‘güvenli’ gelebilir. Oysaki bu model bizim belki ‘Biz’olmamızı engelleyen yani bizi aşağı çeken bir modeldir ve bunun artık görülmesi, fark edilmesi ve değiştirilmesi gerekiyordur.

Tutulmalar işte bu görülmesi gerekeni görülür kılacak bir olayın ateşleyicisi olabilir.
Belki bir ilişki sorunu yaşayacağız aşk acısı çekeceğiz, bu konu merkezinde kendimizin sevgi alıp verme dengelerimizdeki davranışlarımızın bizi sabote eden yanımız olduğu ile yüzleşeceğiz. Sevdiğimiz insanları belki fazla vericiliğimizle bunaltıyoruz yada tam tersine seviyoruz ama kişisel davranarak onunla bir çift olduğumuzu hissettiren birliği sağlayamıyoruz, bununla yüzleşeceğiz.
Ya da çok verici olduğumuz işimizde herkese biz yardımcı olup her işe atlayarak en verimli ve mükemmel şekilde tavırlanırken esasında üstümüze düşmeyen konulara karışarak sınırlarımızı bilmediğimiz gerçeği ile yüzyüze geleceğimiz bir durum yaşayarak sınırlarımız üzerine düşüneceğiz ve belki herkese aşırı koşturmanın da içimizdeki  ‘en iyi olma ‘Egosunu beslediğini fark edeceğiz.

Ay tutulmaları genellikle altı ay sürecek bir dönemi işaret eder. Bir hafta öncesi bir hafta sonrası aralığında yaşananların kendi içimizde bize yaşattıkları ne ise o konular önümüzdeki altı ay gündem olur, iç dünyamızda.

Gökyüzünde Ay tutulması olduğunda Ay ile Neptün kavuşum halinde idi.  Dolayısıyla bu Ay tutulmasının genel karakteri Neptünyen izler taşımasıdır.

Neptün, vizyonun, ilhamın, kendini feda etmenin gezegeni, sanatsal duyarlılıklar en üst seviyede, bilinçdışına bir anten vazifesi gören planet.
 İş böyle olunca herkesin algılarında açılma olacak ve kişilerin aklından geçenleri tahmin etmek yada olayların arka yüzündeki niyetleri öngörmek gibi vasıflar bünyemize katılacak ve bu hissedişlerle gerçekte gördüklerimizle değil de kanılarımızla harekete geçme gibi sonradan talihsizlik olarak düşüneceğimiz hareketlerde bulunabiliriz.

Sevgi ve şefkate muazzam açlığımız bizi haddinden fazla riske gireceğimiz ilişkilere sokabilir.
Yada bir ideali çok büyütebiliriz,veya bir kişiyi olduğundan farklı, görmek istediğimiz ideale uygun görme eğilimimiz ortaya çıkabilir, oysaki gerçek yüz ortaya çıktığında kendimizi aldatılmış yada kurban olmuş hissedebiliriz.
Esasında bu kandırılmışlık karşımızdakinden değil kendimizi başlangıçta o kişiyle ilgili kandırmamızdan kaynaklanır. Ona olmadık anlamlar yüklemişizdir.

Herhangi aşırı bağımlı olduğumuz ne varsa bunlarla yüzleşme ve bunlardan kurtulma zamanı.
Bağımlılıklarımızın arkasındaki sebepleri tespit etmek bu noktada çok önemli.
Hangi korkularımız bizi başkalarıyla özdeşleştirmemize sebep oluyor, yoksa kendimizi olduğu gibi ve yeteri kadar onaylayıp sevmiyormuyuz.
 Eğer öyle ise kendimizi hangi değer yargıları ile ölçüp yeteri kadar başarılı yada yeteri kadar güzel yada yeteri kadar değerli bulmuyoruz. Yoksa bu değer yargılarımızı mı gözden geçirmeliyiz gibi soruları kendimize sormalıyız.

Kendimizden vazgeçecek kadar fedakarlık kimlere yapıyoruz, ya da ne adına yapıyoruz, toplumda başarılı ve onaylanan bir kişilik olmak için mi, yoksa herkesin bizi daha çok seveceğini düşündüğümüzden mi? Eğer öyle ise bu sevgi açlığımızı fedakarlık ettiklerimiz doyuruyorlar mı yoksa tam da tersine onlardan gereken takdiri alamıyormuyuz.

Neptün bizim sınırlarımızı çözer eritir. Yukarıda bahsettiğim vizyon vermek ve kozmik anten olmak gibi özelliklerin yanında, netlik duygumuzu yitiririz, böylece hayatımızın o alanında adeta sis varmış gibi el yordamı ile yürürüz.
 Çaresi ise böyle sisli olarak algıladığımız bir sahada AN’da kalmayı başarmaya çalışmak geleceğe yönelik karar almamak ve her an yeni çıkan gelişmelere göre yapılması gerekene odaklanmak, yarın karşılaşacaklarımızla ne yapacağımıza o an geldiğinde o an’ın koşulları ve gerçekleri nezdinde karar vermek gerekir.
Böyle yapılabildiğinde Neptün enerjisi doğru çalışır ve ‘kozmik bilinçdışı’ dediğimiz Ana Bilgisayardan tam da gerekli olan bilgiyi çekerek doğru zamanda doğru harekete yönlendirir.

Aksi takdirde kendini kandırma, kurtarıcı rolüne girip haddini aşan kahramanlıklar yapıp sonucunda kurban durumuna düşmek gibi durumlar içinde buluruz kendimizi.

Neptün draglar ve uyuşturucuları, içki ve ilaçlar,hertürlü benzeri kendimizi uyuşturan alışkanlık malzemelerini temsil eder bunlara aşırı yaptığımız aktiviteler de girer, fazla televizyon seyretmek yada fazla çalışmak, fazla uyku gibi aktivitelere kaçabilir kişi ve esas hayatında çaresine bakması gereken noktaya bakmaktan KAÇAR, bu kaçışlar yüzleşmeleri erteleyen faktörlerdir. İşte bu tutulmalar kaçışları ile de yüzleştirir kişiyi.

Hepimizin kaçışları vardır. Peki sizin kaçışınız nedir, bir düşünün. Kendinizi neyi görmemek için uyuşturuyorsunuz. Belki bir kez kral çıplak deseniz görmek istemediğiniz şeyi görüp kabul etseniz belki baş etmek tahmin ettiğiniz kadar zor değildir. Hazır tutulmalar oldu, evren size yardım etmeye hazır.Eğer görmeyi ve yüzleşmeyi seçerseniz.
 
 Yukarı
Reklam
Şu anda 397 konuk çevrimiçi