Başak burcu sembolü olan buğday başakları üretimi, verimliliği ve yararlılığı ve bunları elde etmek için yapılacak disiplinli çalışmayı temsil eder.Mükemmeliyetçi bir burçtur, bu sebeple kusurları hemen tespit edip eleştirisini yapar ve düzeltilmesini sağlayıp en üst verimliliği elde etmeye çalışır. Çünkü Başak ancak birilerine yararlı olunduğunda ve en üstün hizmet sağlandığında huzur bulabilir.
Ancak Başak eleştirinin dozunu yükselttiğinde çevresindekileri küstürüp bir duvar çekmesine ve savunmaya geçerek olaydan kopmasına sebep olabilir. Sürekli hata bulan birine dönüşür. Bu durumda Başak hedefine ulaşamaz ve bu kişilerle otorite çatışması içinde bulabilir kendini. Oysaki onun amacı bu değildir.
Onun amacı yapılan işlerde verimliliği ve akışı tıkayan durumları tespit etmek, yargı ya da suçlama yapmadan analizinin gerçekliğini göstermek ve düzeltilmesini sağlayacak yolu işaret etmek, değişmesi gereken bölümlerin değişmesini sağlamak için çalışmak ve başkalarının çalışmalarını da bu anlamda teşvik etmektir.
Eleştiri demişken Başakların en acı eleştiriyi kendilerine karşı yaptıklarını da unutmamak lazım. Öyle ki eğer kafalarında yarattıkları mükemmelliğe erişemedilerse herhangi bir alanda kendilerini devamlı suçlayan cezalandıran ve hiçbir şeye layık görmeyen bir düşünceye girip motivasyonlarını düşürürler ve mutsuz ederler. Devamlı hiçbir şeyin istedikleri gibi yani mükemmel olmadığını söyleyen kişiler olurlar.Böylece kendilerine eziyet ederler. Bu onların en ‘gölge’bölümleridir.
Analiz yönleri çok kuvvetlidir. Bir konunun sorumluluğunu aldıkları zaman en ufak detayına kadar analiz eder, aksaklıkları saptar, düzeltir ve çok çalıştığından artık o konunun uzmanı olur ustası olur ve başkalarına da öğretmeye başlar. Usta-Çırak ilişkisi Başak burcu ile sembolize edilir. Tabi usta olmadan önce çırak olmayı öğrenmek gerekir.
Başaklar bazen çırak olmayı unutup, bu kendini yetiştirme dönemini atlayıp kendilerini usta otorite ilan edebilirler. İşte o zaman tehlike çanları çalar. Çünkü bu duygu onların öğrenmesi gerekeni öğrenmemesine sebep olur. Dolayısıyla verimli olup başkalarına doğru hizmeti götüremez.
Bunun için Başakların en önce, yüksek analiz özelliklerini kendileri üzerinde kullanıp kendilerini keşfetmeleri değiştirmesi gereken yanlarını tespit etmeleri, gerekenleri değiştirmeleri, değiştiremedikleriyle de beraber çok fazla takıntı yapmadan yaşamayı öğrenmeleri gerekir. Kendilerini olduğu gibi kabul etmeleri tavsiye edilebilir.
Olduğu gibi kabul etmek onlar için zor ve bunun yanında mutlaka öğrenmeleri gerekendir.
Çünkü Başaklar için plan, program, düzen çok önemlidir. Kendileri ile de ilgili yapılması gereken, olunması gereken haller belirlemiştir. Bunlar onun istediği planlar dahilinde gitmediğinde, teslim olup olanı kabullenip bununda bir hikmeti olabileceğini düşünmek yerine bazen boşa kürek çekerek zaten belki sonunda onun yararına olmayacak bir durumu diretebilirler. Oysaki Tanrının planı devrededir. Bunu görmekte zorlanabilirler. Bu arada bu teslimiyet ve olanı olduğu gibi kabul etmeyi hissettiren, Her şeyin Bir’in bir yansıması olduğunu ve büyük bir planın küçük bir parçası olduğunu kavrayan sistem Balık Burcu ile nitelendirilen daha spiritüel bir yaklaşımdır. Başak ve Balık ise zaten karşıt burçlardır, yani birbirlerinin sivriliklerini yontacak malzeme karşıtlıklarda saklıdır.
Başak olması gerekeni söylerken Balık, her ne oluyorsa zaten olması gerektiği için olduğu inancı içindedir. Tabi ki her iki durumu dengelemek gerekir. Yapılması gerekeni yapıp sonucunda istemediğimiz bir netice olursa da bu durumun bizi yıkmadan kabullenmemiz gerektiğini, her işte bizim bilmediğimiz bir hayır olabileceğini düşünüp, yargılamadan, ne başkalarını ne kendimizi suçlamadan yolumuza devam etmeliyiz.
Düzen, sistem ve planlara uyulmasında gösterilen titizlik evinde ofisinde üstünde başında da görülebilir. Sağlıklı yaşama kurallarına hijyenik, organik yaşamaya takıntı yapabilir. O her şeyin en iyisini yapmalıdır. Esasında bu yaklaşım sağlık sektörü için biçilmiş kaftandır. Hata kaldırmayan, dikkat isteyen meslekler kanalıyla hizmet onların işidir.
Ağustosun 30 unda olan Başaktaki Yeni Ay, ‘Çalışma , İş, Verimlilik, Üretim’ için yeni başlangıçlar yapmaya uygun bir dönem olacak.
Bu başlayan yeni adımların ortaya çıkması Dolunay zamanı yani 15 Eylül de kendini göstermeye başlar.
Artık yazın tembelliğini atıp piyasaların durgunluğunu bahane edip eylemsizlikten vazgeçip yeni bir şeyler üretme zamanı. Tabi herkesin haritasında Başak burcunun durduğu bir yer var ve yukarıdaki ana BAŞAK konusu hepimizin hayatının bir alanına hakim.
2007’nin Eylül ayından itibaren Başak burcunda seyir eden ektiğini biçme planeti olarak da bilinen SATÜRN bir yıldır büyük öğretmenliğini gösteriyor ve şu an’a kadarda bazı yanlış yapılanmalarımızla bizleri yüzleştirmiş olmalı.
Kötücül olarak adı çıkan Satürn aslında çıplak gerçeklikle bizi yüzleştirecek olayları bize çeken, böylece aksaklıkları görüp düzeltmemiz için bize yol gösteren bir büyük öğretmendir. Neticede yüzleştiklerimizle baş etme iradesi, sebatla, çalışarak adım, adım yükselme gayretini veren motivasyonda Zodyak da Satürn’e verilmiştir. Gereken yapıldığında bu sefer Satürn’ün nimetlerinden faydalanılacaktır. Satürn bizi haklı bir başarıya götürecektir. Artık bu başarı altı dolu bir başarıdır. Çünkü Satürn salladığında çatlaklar, gedikler görülmüştür ve gereken yapılmıştır.
Ya gereken yapılmamışsa: o zaman yapı çökecek, yerine bizim için gelecekte daha iyi olacak yenisi kurulacaktır. Tabi bu süreç değişimi içinde barındırdığından zorlayıcı ve yıkıcı bir süreçmiş gibi algılanır.Bu nedenle Satürn’ün adı çıkmıştır.Oysa Satürn herkesin en yüksek hayrına maddesel düzeyde değişiklikler yapmaktadır.
Başak burcundan Satürn’ün geçmesi; benlik , kişilik , kimlik anlamında bize zarar veren yönlerimizle yüzleştireceğinden daha da etkin olabilir. Başaklar kendilerini daha iyi tanıyıp düzeltme şansı elde edecekler. Başkalarına olan sorumlulukları bir tarafa bırakıp kendilerine olan sorumluluklarını alma zamanı.
Başak bizim nasıl plan, program yapıp çalıştığımızı, günlük rutinimizdeki önceliklerimizi de daha faydalı organize etmemize dikkat çekebilir. Hayatımızda uğraştığımız lüzumsuz işleri terk etmek , buradan doğan boşluk zamanda da bizi daha çok besleyecek işleri devreye almamıza yüreklendirecektir.
Gökyüzünde iki dev gezegen SATÜRN ve URANÜS karşıt pozisyonda BAŞAK ve BALIK burçlarında.
Satürn; maddeyi, sınırları, gelenekleri, ciddiyeti, tutumluluk, irade, gerçekler ve sorumlulukları, kalıcı yapıları temsil ederken, Uranüs; özgürlük, başkaldırı, isyan, devrim, kuraldışı, geleneklere uymayan, alışılmamış olanı, orjinalliği, ani değişimleri, modernliği ve değişme yenileşme ihtiyacını temsil eder.
Bu iki zıt karakter Başak ve Balık karşıtlığı zemininde hayatımızda yer bulacak ve bu kavramlarla mücadele edip ortayı buldurtmakla ilgileneceğiz hem kişisel olarak hem de toplumsal olarak. Zaten kendi ülkemizde olduğu kadar diğer uluslarda da bir şekilde bu kutupluluk kendini göstermekte öne çıkmakta.
Gelenekçi model ile eskinin tatbik edilmesi daha emniyetli ve gerçekçi gelebilir, öte yandan hiç denenmemiş yollarla iç sesimizin bizi götürdüğü özgürlük suları bizim içinden çıkamadan boğulmamıza sebep olabilir. Yada yararlı gelenekçi modellerde koşul ve ihtiyaçlara göre esneyerek, farklı olan fikirleri de dinleyip feyz alarak, olan modele adapte etmek ve neticede ‘her ikisinden de değişik’ hiç tahmin edilemeyecek bir orta noktayı keşfetmek, ideal olan budur ama bu süreç sancılıdır. Biri diğerini öldürmek yok etmek ister. Bu olduğunda bir parçamız yok olmuş olur.
Kişisel haritalarda da bu karşıtlık hangi Evlere geliyorsa o alanlarda ciddi çatışmalara yol açabilir. Kaos yaratabilir.
Başak yükselen burç ise, Ben mi, sen mi diyebilir kişi. Hayır! Biz olmayı öğreneceğiz. Ben ve Sen yan yana! Bu nasıl olacak? Hoşgörü ile samimi bir hoşgörü ile: Herkesin Bireyliğine saygı göstererek, varlığını yok etmeye çalışmadan tavırlanarak.
Balık burcu ile anılan Kaos, karışıklık ve belirsizlik, şu ana kadar var olan zemini temizler. Bunu nasıl yapar? Artık cevaplardan emin değilizdir. Eskiden davrandığımız gibi hayata karşı tavırlandığımızda işleyen mekanizma artık işlememektedir. Bu büyük bir kaygı verir çünkü bazen de işlemektedir. Acaba atlanan nedir? Her şeye yeniden göz atmalı ve her düşünceye aynı mesafeden bakmak gerekmektedir.(yani Kova burcunun mesafeli bakışıyla, Objektif.)
O zaman, bir adım geri çekilip her gün yeni doğmuş gibi düşünüp yani eski sanrılarımızı yargılarımızı devreye almadan sadece yargısız tespitlerimizi kullanıp ‘o’ an’ın gösterdiklerine odaklanarak kararlar almalı, bu kararları alırken iç sesimize de cesurca kulak vermeli, onaylanma ihtiyacına asla saplanmadan, korkup geri kaçmadan davranabilmelidir.
Oysa kaos olmasa bir şeyi değiştirme ihtiyacı da olmayacaktır. Her şey çok iyi olmasa da yürümektedir bir şekil. Kaos bir katalizör vazifesi görecek ve değişmesi gereken değişecektir.
Bu konu Başak-Balık aksı herkesin haritasında hangi evleri kesiyor ise o evlerin temsil ettiği alanlarda yaşanacaktır. Bazen benim param, malım, kaynaklarım, senin paran, malın kaynakların ve bunların sınırlarının belirlenmesi; Bazen aile,yuva ve onları beslemek için ayırdığımız zaman ile kariyer, iş ve dış dünyadaki başarıların gerektirdiği uğraşlara bakışımız ve dengeyi sağlamamız anlamında.vs.
Değişim, ardından dönüşüm ve tabi dönüşümün gezegeni PLUTON, adeta kozmik bir zamanlamayı tetiklemek için sırada beklemekte ve yukarıda anlattığım içsel yada dışsal çekişmeye ‘bende varım’ der gibi katılmaya aday günleri saymakta.
29 Kasım itibariyle Yay dan çıkıp Oğlak burcuna girecek Pluton.
Maddeyi,Toprağı, dolayısıyla maddesel boyutta Dünyayı temsil eder Oğlak.
Plutonun şimdiye kadar yürüdüğü Yay burcu, felsefeyi, inanç sistemlerini tartışmaya açtı ve neticesinde türlü, türlü felsefelerle tanıştık, dinimizi yeniden inceleme, hatta öteki dinler ne diyor, uzak doğuda bu nasıl yapılıyor, yoga mı yapsak, namaz mı kılsak gibi konularda oldukça kafa yorduk.
Şimdi düşünce ve kavramların zamanı bitip uygulama zamanında sıra. Artık bu kadar çeşitli inanç ve felsefe karmaşasından hangileri hayata geçirilebiliyor onlar görülecek. Gerçek bir eleme, arınma olacak. Tabi ki bunların sonucunda kökten değişim olacak dünyada.
Oğlak burcu sistemleri ve düzenleri, idare şekillerini, otoriteyi, devletleri ve büyük şirketleri de temsil ettiğinden bu merkezde gelişecek değişimler bazı devletlerin derin dönüşümlerini gösterebildiği gibi, toprak ananın diplerini karıştırarak arınmak için silkinmesini, dolayısıyla yeryüzü hareketlerini de gösterebilir.
Kişisel haritalarımızda da hangi Ev’i kesiyorsa Oğlak burcu o arenada Pluton ciddi kökten bir değişim ve sonucunda dönüşüm için krizleri, patlamaları yanmayı ve küllerinden yeniden doğmayı, yeni ve daha sağlıklı düzen ve sisteme geçerek yaşamımıza devam etmeyi destekleyecek.
Örnek verirsek Başak yükselenlerde bu (5.Ev) Romantik ilişkiler,çocuklar, hobiler, eğlence hayatımız ve yaratıcılığımızı gösteren ev ile, (11.Ev) Arkadaşlar, içinde bulunduğumuz gruplar, organizasyonlar, geleceğe yönelik projeler, beklentiler evi arasındaki aks’ta gelişecek.
Merkür,Venüs ve Mars, Terazi burcunda transit hareketini yaparken Başakların Finans konularına dikkat kesilmeleri, harcamalarla ilgili tutumlarını gözden geçirmelerini, para harcayarak doyum almak gibi bir zaafa karşı dikkatli olmaları gerekir.
Ayrıca ilişkilerinde tepkisel ve eleştirelliğin dozunu ayarlamaları daha sağlıklı olur.
Başakların Yeni Ay’ın etkisi ve Satürn’ün hayale kapılmayı engelleyen rolü ile yeni ve başarılı bir döneme girmelerini diliyorum.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|

