İnsanlık tarihinin en eski nefes çalışmasıdır. Yenilenme ve her alanda iyileşme oluşturduğu bilinen en önemli tedavi yöntemlerinden birisidir. Nefesle çalışmanın insan psişesin de oluşturduğu olağan üstü bilinç durumları, insan sağlığıyla ilgilenen her bilimsel sistem tarafından fizik beden, duygu ve düşünce arasında yaşamsal bir bağlantı olarak algılanmıştır. Nefes Teknikleri ile bilinci etkilemenin ve fiziksel iyileşme sağlamanın bilindiği kadim zamanlardan beri bilinmektedir. Günümüze dek süregelen birçok spritüel ve mistik gelenekte nefesin ani şekillerle tetiklenmesi ile bilinç açılımları oluşturulmuştur. Bir zamanlar, spritüel topluluklara katılmak isteyenlerin topluluğa kabul edilmeleri için yapılan sınavlarda uzunca süre suyun altında kalmaları istenirdi. Bu sınavlarda birçok adayın boğularak ölmelerine rağmen Eseniler’e ait vaftiz törenlerinde görüldüğü gibi birçok törende adayların suyun altında uzunca bir süre kalması gerekiyordu. Birçok sınavda da adaylar yoğun dumanda bırakılarak uzunca bir süre nefes tutmaya ve nefessiz kalmaya zorlanırlardı. Bu kendini gelişime ve değişime adamış insan topluluklarına girmek isteyen adaylar dumandan zehirlenme, dumandan nefesin kesilmesi ve boyun damarlarının sıkışması sonucunda boğulma tehlikesi ile karşılaşabiliyorlardı. Bütün bu olumsuzluklara rağmen nefesin tutulma ritüelleri kişinin farkındalık yükselişi ve bilinç açılımı için vazgeçilmez bulunuyordu. Bu yöntemler doğunun Hint nefes bilimi pranayama da oldukça geliştirilmiş teknikler olarak görülür. Bu alışagelmişin dışında uygulanan ve bilinç üzerinde derin değişimler meydana getiren nefes alış verişleri olağan üstü bilinç durumları oluşturulmaktadır. Agresif ve hızlı solumalar içeren bu teknikler bütün yoga ekollerinin ve meditasyonlarının birer parçası olmuştur.
Batı bilimi son yüzyıla gelinceye kadar hızlı solumaya patolojik bir rahatsızlık gözüyle bakıyordu. Tıp dünyası uzun yıllar hızlı solunuma tepki olarak ortaya çıkan hiperventilasyon sendromunun iyileştirici gücünün farkına varmak ve kullanmak yerine, Hiperventilasyon’u bir rahatsızlık olarak algılayıp, ortadan kaldırmanın çareleri aramıştır. Eskiden kKarbondioksit oranını artırmak ve yüksek alkalinle mücadele etmek için düzgün periyotlarda uyuşturucular verilmiş, damar içine kalsiyum enjekte edilmiş ve yüze kese kâğıdı kapatarak karbondioksit solumak gibi yöntemler geliştirilmişti. Son yüzyılda batı Terapistleri hızlı solumanın iyileştirici potansiyellerini yeniden keşfettiler. Bunu kullanabilmek için yeni teknikler oluşturdular. Birçok sentez çalışmalarında Hint ve Tibet nefes uygulamalarıyla modern bilimin ortaya çıkardığı araştırma sonuçlarını harmanlayarak yeni teknikler ortaya çıkardılar. Tekniklerin her biri özel bir amaca uygun olarak oluşturulup her biri nefes farklı bir şekilde kullanılarak Nefes Terapileri oluşturuldu. Normalden daha hızlı ve daha yoğun şekilde oluşturulan nefes alma teknikleriyle inanılmaz iyileşmeler sağlandı. On binlerce kişi üzerinde bilimsel deneyler ve gözlemler yapılarak ortak sonuçlara ulaşıldı. Bunun sonucunda ortaya bilimin kabul etmek zorunda kaldığı tamamlayıcı nefes teknikleri olarak bilinen Holoterapi çalışmaları ortaya çıktı.
Nefes Terapilerinin en etkili olduğu saha, Wilhelm Reich’in psikolojik savunma ve dirençlerin kısıtlı nefes alış-verişleriyle ilgili olduğu tezini doğruladığı bölümdür. Hızlı ve derin nefes alışların, kısıtlı nefeslerin oluşturduğu sınır ve dirençleri ortadan kaldırdığı gözlenmiştir. Bu en kısa anlatımla kişinin kendi sınırlarını aşması, kalıplarını kırması, takıntılarını aşması, anlayış ve bilinç seviyesini yükseltmesi anlamlarını taşır.
Normal bir insan için Holoterapi nefes çalışmalarının bütün bu sonuçları sağladığına inanmak zordur. Kişi kendisi bizzat bu Terapinin içinde yer almadan sadece nefes alışverişleriyle bu değişimlerin oluşacağına inanamaz. Ancak, Terapiden sonra da şaşkınlığını ifade etmekten kendini alamaz.
Mustafa kartal
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
