www.firkete.com

Ört ki ölem!

e-Posta
On yıllık komadan uyanan bir kişi getirelim gözümüzün önüne.
Diyelim ki 1998 yılında bir kaza sonucu komaya girmiş ve bu on yılı derin bir uykuda geçirmiş.
Sonra birdenbire gözlerini açmış, şimdi bir nekahet döneminin ardından yeni dünyayı, yeni Türkiye’yi anlamaya çalışıyor.
Bu yurttaşımızın, komaya girmeden önce sol eğilimli bir kişi olduğunu varsayalım ve ona bazı sorular soralım:
Mesela diyelim ki:
“Ermenistan’da bir maç oynanacak. Cumhurbaşkanı’nın bu maça gitmesi ya da gitmemesi tartışılıyor. Kimileri diyor ki, gidilebilir ve böylece bir barış mesajı verilebilir. Kimileri de buna şiddetle karşı çıkıyor, Erivan yerine Bakü’ye gidilsin diyor. Sizce bunların hangisini sağcı, hangisi solcu?”
Adamcağız bu soruyu elbette “Barış için Erivan’a gidilsin diyenler solculardır, Bakü’ye gidelim diyenler de sağcılardır!” diye cevaplayacaktır.
Çünkü aradan geçen yılların, sağ ve solun savundukları prensipleri tamamen tersine çevirdiğini bilemeyecektir.
Türkiye’de sol partilerin(!) hâlâ barışı savunduğunu sanmaktadır.

*****


Bir başka soru şöyle olabilir:
“Kıbrıs’ta çözüm isteyenler kimdir!”
“Elbette solculardır.”
“Peki sağ ne yapar?”
“Çözümsüzlük ister, vurup kırma peşinde koşar.”
Yurttaşımız yine yanılacaktır, çünkü eski parametrelerle düşünmektedir.

*****


Bir soru daha sorup, komadan yeni uyanmış hastamızı rahat bırakalım isterseniz:
“Türkiye’de özgürleşmeyi, reformları ve Avrupa Birliği üyeliğini kim savunur?”
“Sol elbette!”
“Peki bu durumda dinciler ne yapar?”
“Bütün Hıristiyanlardan olduğu gibi Avrupa Birliği’nden de nefret ederler. Onların patates dininden olduğunu öne sürerler. Şark Birliği kurulmasına çalışırlar. Dolayısıyla AB’yi destekleyenler solcular, AB’ye karşı çıkanlar ise sağcılar, dincilerdir.”

*****


Hastamızı çok yorduk ama gelin bir soru daha soralım:
“Susurluk skandalını hatırlıyor musunuz?”
“Elbette derin devlet, siyaset, çeteler, mafya... Hatta komaya girmeden önce, protesto için ışıkları söndürmüştüm.”
“O olayların merkezinde bulunan bazı kişiler hapiste.”
“Ooo çok iyi!”
“Peki sizce bu kişilerin avukatlığını sağ mı yapar sol mu?”
“Bu da sorulur mu, elbette sağcılar Susurluk’tan yana çıkar. Zaten Erbakan Susurluk için fasa fiso dememiş miydi.”
“Ya solcular ne yapar?”
“Susurluk sanıklarının hesap vermesini ister. Çünkü onlar arkadaşlarının katilleridir.”

*****


Şimdi bu adamcağıza düşündüğü her şeyin ters olduğunu, bu ülkede artık kendine sol diyen partilerin militarizme, AB karşıtlığına, Susurluk avukatlığına kaydığını, buna karşılık dincilerin reformculuğa, AB yandaşlığına soyunduğunu anlatsaydık bize inanır mıydı acaba?
Sanırım inanmazdı.
On yılda bu kadar değişikliğin mümkün olamayacağını düşünürdü.
Eğer inansaydı zaten, belki de komadan uyanmamış olmayı tercih ederdi.
Hele bir de bütün bu değişimin, solun aymazlığı ve kendi değerlerini altın tepsiyle karşı tarafa sunması yüzünden olduğunu öğrenseydi, herhalde “ört ki ölem!” demekten başka çare bulamazdı.
 
Reklam