www.firkete.com

Kalabalıklar içinde yalnız kaldık

e-Posta

Bu duyguları bir çok kez  yaşamışızdır. Hayat istediğimiz zaman istediğimiz şeyleri vermiyor. Peki biz neden hep mutsuz olmak zorundayız. Hayatımızda olan bitenler, olması için çabaladığımız bir çok olay için üzülüyoruz. Kazandığımız ya da kaybetmiş olduğumuz her şey bizi üzebiliyor. Bunları düşünmeye fırsatımız oldu mu ? Neden...?
 

Şöyle bir gözlerimizi kapatalım, derin bir nefes aldıktan sonra düşünmeye başlayalım. Arkadaşlarımız, ailemiz, eşimiz,sevgilimiz. Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Neden bizi mutsuzluğa itmek istesin, önce sormamız gereken şey bu olmalı. Mutsuzluk hayatımızın her alanında, insanların sevgiye, anlayışa ihtiyaçları olduğu ortada, bizim iç dünyamıza kimse girmesin isteriz güvendiğimiz inandığımız gerçekten zarar gelmeyeceğine kanaat  getirdiğimiz birini iç dünyamıza sokar güvenir paylaşımlara başlarız. Anlaşılmak insanların hoşuna gider, son zamanlarda kendimle ilgili keşiflere çıktım, bu insanı heyecanlandıran bir durum denemelisiniz kendinizi çok farklı tanıdığınızı göreceksiniz.
 

Hayatımız akıp giderken, yerleşik düzen içinde çevremizi oluşturan faktörlerin en değerli olanlarını düşünün, bir gün onlardan ayrı kalmamız gerekecek, hayat akıp gidiyor, yalnız ve değişime uğrayarak...Yeni bir okul, yeni bir iş, yeni bir aşk, yeni bir çevre, işte bu insanın doğasında olmakla birlikte yeni arayışlara girmesi normal karşılana bilir. Hayatımızda muhakkak değer olarak vazgeçilmezler olmuştur. Peki bu değerlere nasıl davrandık, nasıl davranıyoruz. Kıymet bilmemiz gereken zamanlar olmalı mı?
 

Bir şansımız daha yok bunu düşünün, hayatımıza giren bir çok insan var, bazıları koşulsuz olmak zorundalar anne, baba, kardeş, bunların varlığını değiştiremeyiz ya da secim yapamayız. Çekirdek aile ayrı bir irdeleme konusu... Yaşantımızı belirginleştiren nasıl yaşadığımızı, neye inandığımızı, sorgulamıyorsak bulunduğumuz çevreye göre hareket etme iç güdüsüne kapılıp kendimizin mutlu olmayacağı bir hengamenin için de bulur ve her seferin de neden ben mutlu olamıyorum diye soru sorarız.

 

Aslında her şeyin başlangıcı güzel düşünceyle başlıyor. Siz ne kadar pozitif olursanız etrafınıza o kadar ışık saçarsınız ve çevrenizdekilerde bu ışıktan o kadar nasiplenir. Genelde yaşamak için çalışmak iyi yaşamak için çok çalışmak gerekli hayat stresi, trafik, olumsuz olarak karşımıza çıkan birtakım engeller bizi karamsarlığa itmiştir. Fakat her kötü şeyin altında bir iyi şey mutlaka vardır. Borcun olabilir, terkedilmiş olabilirsin, kimseyi memnun edemiyor olabilirsin ve bunun gibi bir çok örnek verilebilir. Fakat hepsinden de bir çıkış yolu mutlaka vardır. Kötü şeylerde iyi şeylerde sonsuza kadar sürmez... Karamsarlıkla içimize hapsettiğimiz birçok duygu zaman geçtikce sadece bize zarar verir. Yaşadığınız fırtınalardan ne çevrenizdekilerin nede yakınınızdakilerin haberi olmaz. İniş çıkışları hep yalnız yaşarsınız “seni çok iyi anlıyorum”  diyenlere kulak asmayın sizi sizden başka çok iyi anlayan yoktur. Hep yalnızız çözümlerde problemler kadar bizim elimizde gerekli olan tek şey var olumlu düşünce. Olumlu düşünce için yapmanız gerekenlerden bazıları şöyle ki bu çok basit sınırsızlıktan başlayın. Misal; sınırsız sevin, sınırsız güvenin, sınırsız affedin.... bağışlayıcı olun ve yapabildiğiniz kadar enpati yapın karşınızdakini daha iyi anlamanıza yardımcı olacaktır. “Ben onun yerinde olsaydım böyle yapardım” diyebilin kendinizle ilgili durumlarda da bir başkası olup kendinizi analiz edin ne yapmalı diye düşünün ve göreceksiniz ki her şey daha kolay olacak...

 

Ragıp Solakoğlu

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir