
Aşk nasıl bir deliliktir çözemedik yıllarca. Bizi hep peşinden sürükledi meraklara sardı. Yeri geldi canımızı yaktı; yeri geldi içimize sığmadı. Belki aklı başında olsa bu kadar uğraşmaz, aşkın peşinden de gitmezdik. Aşk girdimi içimize; gözümüz görmez, kulağımız duymaz oluruz. Dünyamızın merkezidir artık aşk. Aşkın zamanı yoktur, hep hazırlıksız yakalar. Evli olmamız, sevgilimizin olması, bağlılıktan korkmamız, ailemizden çekinmemiz, hatta sevilenin hapse bile girmesi umurunda değildir aşkın. Her şey onun etrafında döner; onunla atar kalbimiz. Meğer bunun sebebi varmış ben de yeni öğrendim ...
Bir gün delilik; yakın dostlarını kahve içmek üzere evine davet etmiş. Herkes gelmiş. Kahveler içildikten sonra delilik; dostlarına saklambaç oynamayı teklif etmiş.
''Saklambaç mı? O da nedir?'' diye sormuş Merak. - ''Saklambaç bir oyundur. Sizler saklanırken ben yüze kadar sayacağım. Saymayı bitirdiğimde ilk bulacağım kişi benden sonraki ebe olacaktır.''
Korku ve Tembellik dışındakiler Deliliğin önerisini derhal kabul etmişler.
''1..., 2..., 3...''diye yüksek sesle saymaya başlamış Delilik.
Acelecilik, ilk bulduğu yere kendini atıvermiş.
Utangaçlık, her zamanki alışkanlığıyla bir ağacın gölgesine ilişmiş.
Neşe, bahçenin orta yerine doğru yönelmiş.
Hüzün, saklanacak yer bulamadığından ağlamaya koyulmuş.
Kıskançlık, Başarının peşinden giderek yanı başındaki bir kayanın ardına sığınmış. Delilik saymayı sürdürmüş...
Umutsuzluk, Deliliğin doksan dokuza geldiğini duyduğunda iyiden iyiye umutsuzluğa kapılmış.
''YÜZ !''diye haykırmış Delilik, "Saklanmayan ebedir, aramaya başlıyorum..."ilk sobelenen Merak olmuş. Birinci kurbanın kim olacağını o kadar merak ediyormuş ki, saklanmayı ihmal etmiş.Bahçe duvarına baktığında, Delilik Kararsızlığı fark etmiş; üzerine tünemiş olduğu duvarın hangi tarafına saklanacağını düşünmekle meşgulmüş. Ve hemen ardından Neşeyi, Hüzünü, Utangaçlığı sobelemiş. Herkes yeniden bir araya geldiğinde Merak sormuş: ''Aşk nerede? Hiç Aşkı gören oldu mu? "Delilik, Aşkı aramaya koyulmuş. Dağlara cıkmış, nehirlerin yataklarına bakmış. Ama Aşkı hiç bir yerde bulamamış. Çaresiz arayışını sürdüren Delilik, bir gül ağacı ile karsılaşmış. Eline geçirdiği bir çalıyla ağacın dallarını, yapraklarını yoklamış. Aniden tiz bir çığlıkla irkilmiş. Acıyla bağıran Aşk, diken batan gözünü tutuyormuş. Delilik ne yapacağını bilememiş. Özür dilemiş, yalvarmış yakarmış Aşk'a kendisini affetmesi için. O kadar üzülmüş ki, bir daha hayat boyu yanından ayrılmayacağını bile vaat etmiş. Acısı biraz dinen Aşk sonunda özürleri kabul etmiş. O günden beri Aşkın gözü kördür ve Delilik hep yanı basındadır.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|

