Ablamın evinde.
Göle bakan, bol camlı, önü arkası çim bir ev.
Huzurlu, güzel bir ev.
Çaprazdaki eve, kardeşim Nevzat ve aşkı Yeliz taşınacak.
Mami de köpeği Kuki'yle, yakınındaki bir başka evde yaşayacak.
Babamdan sonra plan bu.
Herkesin bir arada olması ama ayrı evlerde yaşaması.
Hoşuma gitti.
İstersen sevdiklerinle mıç-mıç olabiliyorsun.
İstemezsen de, kozana çekilip kendi dünyanda bunalım takılıyorsun.
Ama şunu biliyorsun, ihtiyaç halinde herkes zırt diye ulaşabileceğin mesafede.
Yaşım ilerledikçe, ailemle daha çok birlikte olmak istiyorum.
Alya'nın kuzenleriyle birlikte uyumasına, sabahları bir yataktan diğerine atlamasına bayılıyorum.
Doğduğum topraklara da.
Serpilmiş, güzelleşmiş Adana, ben görmeyeli.
Ben 18 yaşına kadar Adana'nın içinde yaşadım, eğri oturup doğru konuşalım, Adana'yı hep sevdim ama hiçbir zaman dünyanın en estetik yeri değildi, tipik bir Anadolu kentiydi. Ama şimdi, çehresi değişmiş, çok daha modern ve güzel bir kent haline gelmiş. Bir kere şehir, baraj gölüne doğru büyümüş. Yeni yerleşim yerleri burada, gölün etrafında. Yine gölün etrafında parklar, kafeler var. Göz alabildiğine mavi, göz alabildiğine yeşil. İnsanların minik tekneleri var, henüz göl tam anlamıyla bir su sporu cenneti değil ama belli ki ileride olacak.
Benim de burada bir evim olmalı.
Annemle, kardeşlerimin evine yakın bir ev.
Senenin belli bir zamanı burada yaşamalıyım.
Kuş sesleri filan duyuyorsunuz.
Komşuların şişman, güzel kuyruklu kedileri, salına salına bir evden diğerine yürüyorlar, arada size de selam çakıyorlar.
Kahvaltı bahçede yapılıyor.
Akşamları göle bakılarak şarap içiliyor.
Herkes yalınayak geziyor.
Mutfaktan sürekli güzel kokular yükseliyor.
Benim Dubai'de yaşadığım o basit hayatın başka türlüsü.
Anlayacağınız huzur ve sukunet tavan yapmış durumda.
Ve açlık!
Bu satırları, kahvaltı öncesi sucukların olmasını beklerken yazıyorum.
Kaçtım, yukarı kata geldim.
Yanıma da bir parça sıcak pide aldım.
Sıcak pideden daha kışkırtıcı ne olabilir?
Şahane bir sofra hazırlandı, bahçe domatesleri, salatalıklar, her türlü yeşillik, üzerine zeytinyağı gezdirilmiş peynir, eniştem Keko kekik salatası yaptı, Antep kökenli olduğu için birkaç dakikada bu tür öldürücü numaralar çekebiliyor, omleti de şiir gibi yapıyor.
Burada komşular da kahvaltı sofrasına habire bir şey yolluyor.
Süper.
Bu Adana'nın galiba en çok doğallığını seviyorum.
Herkes, her şey olduğu gibi.
Süs yok, püs yok.
Kıro bile kıro burada, başka türlü görünme çabası yok.
Havasını bile özlemişim memleketimin.
Dubai'den Fransız komşum Nadigne de bizimle birlikte, "Bayıldım, fahri hemşeri olmak istiyorum" dedi, şu anda annemle dün akşamki resitalin kritiğini yapıyor.
Resital de müthişti.
En etkileyici kısmı da Mamma Mia'ydı.
Salon, alkıştan inliyordu.
Perde açıldı, sahnede birden bir kuaför salonu belirdi. Hani 70'lerde, annelerimiz kafalarında bigudilerle çeşitli makinaların içine girer, dergi okurdu, hatırlıyor musunuz? Ben çok iyi hatırlıyorum, çünkü Mami saçlarına mizampli yaptırırken, ben yerde oturur bigudilerle oynardım.
İşte Mami nereden bulduysa, onlardan (şesuar), altı tane bulmuş ve sahneye yerleştirmiş.
Bir kere çok şeker görünüyordu.
İçinde de müthiş kostümlerle altı tane bacak bacak üstüne atmış balerin oturuyordu.
Hepsinin kafasında bigudi.
Güya manikür, pedikür yaptırıyorlar.
Sonra ayağa kalkıp dans ediyorlar, kahvelerini içiyorlar, oje sürdürüyorlar.
Sahneye erkekler de girip çıkıyor.
Zavallı erkekler, her zaman olduğu gibi kadınlara para yetiştirmeye çalışıyorlar.
Hareketli ve eğlenceli bir şovdu.
Tecrübeli öğrencilerin şovu.
Sonraki şarkıda, minikler çıktı, paletler ve deniz gözlükleriyle.
Alya tabii bütün bunu görünce pek özendi, "Ben de sahneye çıkmak istiyorum" dedi.
"Ama sen Mami'nin bale okuluna gitmiyorsun ki" dedim, "Gideyim o zaman" dedi, "Burada yaşamıyoruz" dedim, "Yaşayalım" dedi.
Genç balerinler, şovun sonunda yaptıkları konuşmada babamı da anmayı ihmal etmediler, gölgesi ağır olan, kalbi sımsıcak Mehmet amcalarına sevgilerini ilettiler.
O olmasa annem bu bale okulunu 25 yıl önce hayatta açamazdı.
O bölümde biraz ağladık.
Adana'da hep böyle oluyor: Bir sürü duyguyu bir arada yaşıyorum.
Ama şimdi açlık duygum ağır basıyor.
Hey sucuk olmuş ve masaya gelmiş.
Ben gidiyorum...
| < Önceki | Sonraki > |
|---|

