www.firkete.com

Peki çare ne?

e-Posta
İnsanlar, Türkiye’nin kutuplaştığını yavaş yavaş görmeye başladı.

Siyaset hâlâ o lider mi bu lider mi, şu parti mi bu parti mi düzleminde yapıldığı için kafalar yine karışık ama seçim sonuçları haritası hiçbir kuşkuya yer bırakmadığı için “dini, etnik ve milliyetçi kutuplaşma” olgusu tartışılmaya başlanıyor.

Bu da olumlu bir şey; çünkü sorunun kaynağına inmemize yardımcı oluyor.

***


Elimden geldiği kadar yalın ve açık yazmaya çalışacağım:

Demokrasi deneyimimizin aldığı en büyük yara, askeri darbelerin merkez sağa ve merkez sola indirmiş olduğu darbeler sonucunda oluştu..

Zaten zorlukla ve büyük çabalarla kurulabilmiş olan merkez sağ ve merkez sol partiler 12 Eylül tarafından basiretsizce yok edildiği için, halk etnik, dini ve milliyetçi siyasetlere kaymak zorunda kaldı.

Bir demokrasi için en büyük tehlike budur işte.

Demokratik rejimi biz icat etmedik.

Bunu uygulayan ülkelere bakıp ders almamız gerekmez mi?

Bence gerekir.

O zaman bakalım dünya demokrasilerine.

Dünyanın bütün demokratik rejimleri bir kuş gibi iki kanada; merkez sağ ve merkez sol partilere sahiptir.

Siyasi hayatta iki ana nehir akar, isteyen bunlardan birine katılır.

ABD’de Cumhuriyetçiler ve Demokratlar, İngiltere’de Muhafazakârlar ile İşçi Partisi gibi.

Fransa’da, İtalya’da, İspanya’da, Almanya’da, İskandinav ülkelerinde yani demokratik geleneğin yerleştiği her ülkede mutlaka merkez sağ ve merkez sol vardır.

Biz bunun dışında bir deneyim yaşamaya çalışıyoruz, olmuyor.

Türkiye’nin kurtuluşu ve asker gölgesinden ebediyen kurtulması ancak sağlıklı bir sağ ve sağlıklı bir sol hareketin gelişmesiyle olacak.

Bunun başka bir yolu yok.

***


Bakın, Obama Demokratların adayı olarak seçildi.

Neden bir siyahi partinin adayı olmadı dersiniz?

Ya da Evangelist Bush niye bir dini partinin adayı değildi?

Çünkü merkez partilerinde ikisine de yer vardı.

İşin püf noktası da burada.

Eğer Türkiye’deki inanç biçimlerini, ekonomik çıkarları, orta sınıfı ve girişimciliği savunan sağlıklı bir sağ parti ve karşısında dar gelirli grupları, işçi sınıfını, sendikaları kucaklayan bir merkez sol parti bulunsa, bu kutuplaşma ortadan kalkar.

Eğer iki merkez partisi de etnik kültürel haklara, kimliklere, inançlara saygılı olurlarsa, her yurttaşımız burada siyaset yapma cesaretini kendisinde görebilir.

İnanın bana tek çıkar yol budur.

İnsanın doğumuyla birlikte getirdiği değerler üzerinden siyaset yapmak demokrasi değildir.

Müslümanlık, Kürtlük, Türklük, milliyetçilik bölünmelerini, daha hafif ve dünyevi olan sağ ve sol politikalarla ve bu partiler içindeki etnik, dini nüanslarla ifade etmek gerekiyor.

***


12 Eylül darbesi kuyuya bir taş attı; 30 yıldır çıkarmıyor ve bölündükçe bölünüyoruz.

Yazık!
 
Reklam