www.firkete.com

Sırat köprüsü

e-Posta
Almanya’nın çok akıllı ve deneyimli bir Meclis Başkanı vardı, adı Close’ydi. 90’lı yıllarda Türkiye’yi ziyaret ettiğinde benimle de konuşmak istemişti. Bir öğle Bebek Balıkçısı’nda buluşmuştuk. Bana Türkiye’yle ilgili fikirlerimi sormuştu.

Başkalarına anlattığım ve birçok kez yazdığım gibi Türkiye’de merkez sağ ve sol siyasetin çökmesinden korktuğumu söylemiştim. Demokratik rejimlerin olmazsa olmazı bu iki kanat çöktüğünde üç kutuplu bir Türkiye tehlikesiyle karşı karşıya kalma endişemi belirtmiştim.

Close de kendi fikirlerini anlatmış ve ne yazık ki Kürt sorununun Türkiye’yi yıllarca yoracağını, çünkü hükümetlerin sorunu çözecek adımları atamadığını söylemişti. Bu meselenin sadece askeri güç kullanılarak çözülmesinin olanaksız olduğu fikrindeydi.

“Dünya tarihinde böyle bir çözümü başaran ülke olmadı” dediği kalmış aklımda.

Aradan on yıldan fazla bir süre geçti. Bugün hangi noktada olduğumuzu hepimiz biliyoruz. Yine şehitler, yine çarpışmalar, yine büyük bir travma.

Ve şiddetin gölgesinde kalmış, 17 bin faili meçhul cinayetle lekelenmiş bir demokrasi.

***


“Kürt sorunu” yıllardan beri Türkiye’nin belini büküyor, maddi manevi enerjisini sömürüyor.

Yönetimler Türk’üyle Kürt’üyle bu halkın olgunluğuna şükretsinler. Çünkü başka hangi ülkede otuz yıl çarpışılsa ve elli bine yakın insan ölse, orada iç savaş çıkardı. Ülke sathına bir Türk-Kürt kavgasının yayılmamış oluşu en büyük şans.

Bunca kışkırtmaya, ölüme ve sabır taşını çatlatacak uygulamalara rağmen halk, büyük ölçüde birliğini koruyor.

Barış içinde birlikte yaşama iradesinin en büyük güvencesi bu.

Ama bu işin bugüne kadar böyle gelmiş olması, böyle gideceğinin garantisi değil ne yazık ki.

Nasıl bir insan vücudu, bağışıklık sistemi bozulduğu zaman her türlü hastalığa açık hale geliyorsa, bir ülke de bu duruma gelince kışkırtıcılara gün doğuyor.

Bana öyle geliyor ki önümüzdeki aylarda Türkiye büyük ve zorlu bir sınavdan geçecek.

Adeta bir sırat köprüsü bu.

Bir yandan, kangren olmuş Kürt sorununda olumlu adımlar atmak isteyen güçler çabalarını artıracak.

Öte yandan çözümü sabote etmek isteyen çevrelerin her türlü provokasyonu gündeme gelecek.

Umarım bu mücadeleyi çözüm yanlıları kazanır.

Çünkü “Türkiye’nin kazanması”nın tek yolu bu.
 
Reklam