www.firkete.com

Vicdansızlar

e-Posta
Toplumsal cinnetle ilgili pek çok yazı yazdığım için, sık sık bu konuyla ilgili düşünceler içeren mesajlar alıyorum. Bunlardan birisi de birkaç gün önce Ahmet Demir tarafından gönderildi.

Ahmet Demir’e teşekkür borçluyum çünkü beni hiç bilmediğim ilginç bir kitapla tanıştırmış oldu. Türkçeye “Vicdansızlar” adıyla çevrilmiş olan kitabın alt başlığı şöyle: “Aramızdaki Psikopatların Rahatsız Edici Dünyası.”

Kitabı Robert D. Hare yazmış, Semra Kunt Akbaş Türkçeye çevirmiş.

Piyasada bulunmadığı için okurum ilk sayfalarını göndermek inceliğini göstermiş.

Bu ilgi çekici kitabın içinden bazı bölümleri sizinle paylaşmak istiyorum.

***


Psikopatlar, insanları büyüleyen, onları kendi istedikleri şekilde yöneten, yaşamda acımasızca kendilerine bir yol açan ve bunu yaparken de arkalarında kırık kalpler, yıkılmış beklentiler ve boşalmış cüzdanlardan oluşan geniş bir iz bırakan toplumsal yırtıcılardır. Vicdandan tamamen yoksun olan ve başkalarına karşı hiçbir şey hissetmeyen psikopatlar, bencilce istediklerini alır, canlarının istediğini yapar, bu arada en ufak bir suçluluk ya da pişmanlık duymaksızın toplumsal kuralları çiğner ve beklentileri umursamazlar.

Dehşete düşen kurban umutsuzluk içinde sorar:

“Bu insanlar kimler?”

“Neden böyleler?”

“Kendimizi onlardan nasıl koruyabiliriz?”

***


Eminim ki normal insanlar olarak medyada gördüğünüz dehşet verici olaylar karşısında siz de bu soruları kendi kendinize soruyorsunuzdur. Çünkü ben soruyorum.

Sevgilisinin başını kesen genci de anlayamıyorum, komşusunun çocuğunu sobada yakan kadını da.

“Bu insanlar nereden çıktı? Hangi kültürde büyüdü?” diye sormadan edemiyorum.

***


Bugüne kadar suç ve ceza konusunu en mükemmel şekilde araştırmış ve romanlaştırmış olan kişi Dostoyevski’dir.

Suç ve Ceza romanı Moskova’da yayımlandığı zaman eleştirmenlerin ve edebiyat çevrelerinin büyük itirazlarıyla karşılaşmış. Bu çevreler yaşlı bir tefeci kadını öldüren öğrenci Raskolnikov gibi bir karakterin, o toplumda mümkün olamayacağını söylemişler. Yazara kızmışlar.

Keşke bugünü görmeleri mümkün olsaydı. O zaman yazara ne büyük bir haksızlık yaptıklarını ve Raskolnikov’un, daha sonra gelenlere göre masum bir melek sayılması gerektiğini anlarlardı.

Çünkü romanda vicdanı Raskolnikov’u sürekli rahatsız ediyor, sonunda onu itirafa ve suçunun cezasını çekmeye sürüklüyordu.

Onun bir vicdanı vardı ama ne yazık ki aramızdaki psikopatların yok.
 
Reklam