Gündemden kaçmanın zamanıdır.
Mesela "sağlıklı beslenme" konusuna ne dersiniz?
"Akıllım, o zaten gündemin abonesi; 365 gün bütün gazetelerde o!" dersiniz tabii.
Haklısınız.
Fakat iyi ki öyle.
Sağlıklı beslenme önemli.
Ama bildiğiniz, klasik manadaki öneminden söz etmiyorum... Bakın, izah edeyim...
Şimdi biliyorsunuz ortalık karışık, karanlık, şu, bu.
Böyle zamanlarda mesela bir tatlı kaşığı ince kıyılmış mısır püskülünün bir bardak suda haşlanması...
Bu suyun taze sıkılmış kereviz ve havuç suyuyla karıştırılması...
Karışımın iki gün bekletilmesi...
Bekletilmiş karışıma bir dilim limonla bir adet kabuk tarçın eklenmesi...
Daha sonra bu sıvının yemeklerden önce aç karnına birer kaşık içilmek suretiyle tüketilmesi işi moralimi düzeltiyor.
Kendimi her işini yoluna koymuş da geriye bir tek kerevizin sapıyla mısırın püskülü kalmış, gelişmiş ülke mensubu gibi hissediyorum.
E, bu da iyi geliyor haliyle.
Bir yandan insan derdini de unutuyor sağlıklı beslenirken.
Yani dert yokmuş gibi yaparken dert hakikaten yok oluyor. Unutuyorsunuz her şeyi.
Çünkü bundan daha çok vakit alan, dikkat isteyen başka iş yok yeryüzünde.
Verilen reçeteleri tam olarak uygulayacaksanız önce emekliliğinizi isteyeceksiniz!
*
"Moda-alışveriş" konusu da aynı sebeple moral veriyor.
Mesela, gazetelerin konuyla ilgili sayfasını açıp baktığınızda birinden birinde "Bir kadının gardrobunda bulunması gereken parçalar"a rastlayacaksınız mutlaka.
Ve mutlaka üç-beş eksiğiniz olacak. Onları tamamlama işine girişeceksiniz ki hiç de kolay sayılmaz.
Eda Taşpınar değilsiniz ki beğendiğiniz şey tak diye üstünüze otursun!
Gezip dolaşacaksınız, giyip çıkaracaksınız...
İyi tarafı, bütün bunları yaparken kendinizi "normal" bir ülkede zannedeceksiniz. Her işini yoluna koymuş, vatandaşına sadece gardrobundaki eksikleri düşünmeyi bırakmış bir ülkede.
*
Sonra "Cemiyet hayatı".
O da iyi hissettiriyor.
Üstelik o hayatın tam ortasında olmanız da gerekmiyor.
Pencerenin önünden kalkmayan bir ihtiyar olsanız da cemiyet hayatının tam göbeğindeymiş gibi hissedebilirsiniz kendinizi. Bir gazete almanız yeterli. İlavenin ikinci sayfasını açıp bakacaksınız. Paris'te, Londra'da, New York'tasınız sanki! Affedersiniz, bir yeriniz bir yerinize denk yani! "Çakma" da olsa "mutlu" olacaksınız.
Siz şimdi dalga geçtiğimi zannediyorsunuz. Vallahi değil. Siz de küçümsemeyin.
MIŞ/MUŞ
■ İki seçmenden biri Erdoğan'ın hoşgörüsüz olduğunu düşünüyormuş.
Buna "iki seçmenden biri 'dalga'ya susamış" da diyebiliriz!
*
■ Yeşim Salkım 4. evliliğini yapmış. Baştan 4. ama sondan kaçıncı olduğunu bilmiyoruz!
| < Önceki | Sonraki > |
|---|

