www.firkete.com

Büyük nefretlerden büyük aşk doğar

e-Posta
1998 yılının mart ayı...

İLk köşe yazımın başlığı "Darbeyi Bekliyorum".

Darbeleri yiye alan bir yazı.

İstediğiniz kadar sulandırmaya çalışın, tatsızlığından birşey kaybetmeyen bir konunun, ilk yazı olarak seçilmesinin bir nedeni vardı elbet.

Gündemde oluşu.

Ki, geriye dönüp baktığınızda "Şu Çılgın Türkler"in darbeyi konuşmadığı tek bir günün geçmediğini görürsünüz.

Bugün de bu köşede tekrar yayımlansa aynı yazı, kimse çıkıp da "Bu ne şimdi?" demez.

Konu her dem taze.

Ha o günlerden bugüne değişen bir şey var yalnız...

"Darbeyi korku ve endişeyle bekleyenler"in bir kısmı "Darbeyi dört gözle bekleyenler"e dönüştü.

Peki ne oldu da "Darbesever" oldu bu insanlar?

Yani bu darbeden yana olma, olmama durumu, çocukluğunda ağzına bamya koymayan birinin sonradan en sevdiği yemeğin bamya olması gibi bir şey midir mesela?

Yoksa papatya falı mıdır?

Bir "seviyor", bir "sevmiyor", bir "seviyor"...

Belki ezelden beri seviyorlardı da "Demokrasiyi severim ama bizim parti kazanırsa"nın başka bir versiyonu ile karşı karşıyaydık.

Bakın ben de zamana ve şartlara göre bazı fikirlerin değişmesi gerektiğine inananlardanım.

Ama bu konu o "bazı fikirler"e dahil olabilir mi, onu bilmiyorum ve merak ediyorum. Yoksa kimseyi suçladığımdan falan değil.

Zaten en haddime.

Ben bu saçları değirmende ağarttım.

Değirmende ağartmayanlarınn vardır elbet bir bildiği.

Bakmışsınız yarın Kenan Paşa'nın elini öpüyorlar.

Bakın yine karıştırdım işte!

O onların sevmediği darbenin darbecisiydi!

Bu durumda darbeler ikiye ayrılıyor demek: Yapılması gerekenler, yapılması gerekmeyenler!

Belki içki sofralarında şiirler okuyorlardır...

"Ne darbeler sevdim ama yapılmadılar"

Hakikaten kafam karıştı.

Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek mi yerdi yoksa "Ben bi kaynar süt daha aliim"mi derdi?

A, bakın aklıma geldi!

Belki de "Büyük nefretlerden büyük aşkların doğması" haliyle karşı karşıyayız!

Ne bileyim ben.
 
Bildiğim birşey var, 11 yıl 2 ay önce hiç korkmadan o başığı koyabilmişim. Cahil ceareti miydi artık, yoksa bir tehlike söz konusu değil miydi...

Şimdi ise yazının içeriğine falan bakmadan sırf içinde darbe sözcüğü geçiyor diye... Aman Allah'ım ağzımdan yel alsın!

"Hah işte biz de tam  bu nedenle saf değiştirdik" diyenler olabilir şimdi.

Ay, ne bileyim ya!

Bu yaşa geldim bu hususlarda kafam netleşmedi bir türlü.

İzin vermediler.

MIŞ / MUŞ

-Çankırı Valisi halka açık yerlerde içki içilmesini yasaklamış. "Kamusal Alanda Başörtüsü Yasağı Cumhuriyeti" ile "Halka Açık Yerlerde İçki Yasağı Emirliği" arasındaki soğuk savaş sürüyor.

-Japonlar "koca avcısı" sutyen tasarlamışlar.

İcat konusunda okeye dönüyorlar artık!
 
Reklam