Eski bir mesele, Deniz Akkaya'nın vesile olmasıyla yeniden tartışılıyor.
E, ben de iki laf etmezsem ayıp olur!
Önce şunu ifade edeyim, bana göre çocuk kadınındır.
Sebebi de gayet basit.
Bir çocuğun dünyaya gelmesi için kadının varlığı şarttır çünkü. Etiyle, sütüyle, kanıyla, canıyla, ismiyle, cismiyle.
Erkeğinse bir tek spermi lâzım.
O da her yerde ibadullah!
Parayı bastırıp alıyorsunuz, çatır çatır doğuruyorsunuz.
Erkeğin baba olmak için bir kadına ihtiyacı var. En azından kiralık bir rahme.
Bir şekilde eline bir yumurta geçirdi diyelim, ne yapacak onu?
Kavanoza koyup, seyredebilir ancak!
Kadınsa spermi aldı mı gerisini kendi hallediyor.
*
Hamilelik dönemini düşünün...
Kadının verdiklerini tıp adamı gibi uzun uzun anlatacak değilim burada. Zaten herkesin bildiği şeyler.
Erkek ne yapıyor peki o süre içerisinde?
Benim gördüğüm, kadının karnına kulağını yaslayıp, tekmeleri dinliyor.
Ha, bir de bir koşu erik bulup getiriyor.
Çok çok doğuma girip karısının elini tutuyor.
Hepsi bu kadar.
Adaletsizlik bu!
Yüzde 10 sermayeyle kârın yarısına ortak olmak!
Oh ne alâ!
*
Aslında her şey doğadaki gibi bana sorarsanız.
İnsanoğlunu öteki canlılardan farklı olarak "baba" yapan şey sosyal hayat.
Kurallar, yasalar, gelenekler, şu, bu.
Ha, erkekliğin canlı canlı tescili var tabii bir de işin içinde. Hatta kimine çocuğun kız olması da yetmiyor.
Uzatmayayım, olayın bu kadar dışındayken, erkekte oluşan ani "babalık hissi"ne şaşırmışımdır hep. Allah'ın hikmeti herhalde, ne bileyim.
Ama...
"Ama"sı aşağıda.
*
"Kadın, erkeğin istemediği çocuğu doğurabilir mi?"
Siz şimdi bunca laftan sonra "doğurabilir"
dememi bekliyorsunuz tabii.
Ama hayır.
Doğurmamalı.
Doğurması etik değil.
Madem sosyal hayat dedik...
Dağ keçisinden farkımız var madem...
Ve her şeye rağmen babalık denen bir olgu var...
O halde erkeğin de istemesi lâzım o çocuğu.
Bu, "Erkeğin izni olmadan kadın çalışabilir mi?" gibi bir mesele değil.
Erkeğe istemediği bir sorumluluğu yüklemek... Ne hakla?
Tecavüzle hamile kalmış bir kadından ne farkı var o erkeğin?
Hadi diyelim konuşuldu, anlaşıldı; kadın erkeği bütün sorumluluklardan azat etti, doğurdu.
Mahalle baskısı o adamı ne hale koyar bilir misiniz?
Çocuğunu istemeyen adam!
Hayatı kayar vallahi.
Babalık bunun yanında daha kolay.
*
Bir de bu konu özellikle kadın tarafından istismara çok açık.
Kimse körü körüne "kadıncılık" yapmasın.
Bitmiş evliliklerde "son dakika golü"yle erkeği yeni bir hayattan alıkoymaya çalışan çok kadın gördük. Kendi geleceğini de yok etme pahasına yapan var bunu.
*
Bir sürü laf ettik ama hiç çocuk açısından bakmadık meseleye.
Oysa buradaki en önemli kişi o değil mi?
Erkeksiz anne olmaya kalkan kadınları çoğu insan "cesur" buluyor.
Bense "bencil" buluyorum.
Bir çocuğa peşinen babasız bir hayat sunmaya ne hakkınız var?
Sırf annelik duygusunu tadacaksınız diye!
Bal gibi bencillik bu!
Tamam anne olmak her kadının hakkı...
Ama madem haktan bahsediyoruz, herkesin bir şeylere hakkı var.
Erkeğin de, çocuğun da.
MIŞ/MUŞ
■ Erdoğan AB'ye "Yarın yine yüz yüze bakacağız" demiş.
Vallahi bana sorarsanız biz hep onların sırtına bakacağız!
*
■ Demirel "Orta sağı Cindoruk toparlar" demiş.
Biz de bu vesileyle bitpazarına nur yağdığını görürüz!
*
■ Kürtlerden sonra Lazlar da Lazca yer isimlerinin iadesini istemiş.
Yıllardır "Bu ülkede bir sürü etnik grup var, onların canı yok mu" diye diye canlandırdık nihayet!
| < Önceki | Sonraki > |
|---|

