www.firkete.com

Ares mitolojiden, Güney pusuladan

e-Posta
ALLAH bağışlasın, Gülben Ergen-Mustafa Erdoğan çifti çocukları üçledi.
Bize de "zenginin malı züğürdün çenesini yorar" misali çocukların ismine takılmak düştü.
Fakat onlar da arandılar yani.
Ahmet, Mehmet deyip geçselerdi tahrik olmazdık haliyle.
Ben mesela... İkizlerden Güney'i isim konusunda dışlanmış buluyorum doğrusu.
Kardeşler arasında daha baştan "ötekileştirildi" çocukcağız.
Atlas'la Ares Yunan mitolojisinden, fakat garibim Güney, pusuladan!
Zaten dikkat ettiyseniz Mustafa Erdoğan, Ares'in ismini uzun uzun anlatırken Güney'inkini iki kelimeyle geçiştiriverdi:
"Gülben istedi."

Şaka bir yana çocuklara isim koymak epeydir mesele haline geldi hakikaten.
Benim doğduğum yıllarda kolaydı bu iş.
Üstünde fazla düşünülmez, Osmanlı'dan kalma âdetle isimler birer kuşak atlayarak tekrar edilirdi.
Sayı, "iki erkek iki kız" ı geçerse o zaman yeni isim arayışına girilirdi.
Benimki anneannemin ismi mesela.
Erkek yok bizde. Annem hâlâ rahmetli babasının ismi boşta kaldı diye üzülür.

Şimdi mutlaka bir enteresanlık yapılacak.
Sırf enteresan isim koymak için ana-baba olmaya kalkışanlar olduğunu bile düşünüyorum.
Yahut bakıyorsunuz, o gün tanışmışlar ama çocuğun ismi hazır!
Kızlar daha ziyade... Çeyizlerinde bir kız, bir erkek ismi de oluyor genellikle.
50 yaşına gelmiş fakat hâlâ tüp bebek için uğraşan kadınların "o kızlar" olduğunu düşünmüşümdür hep.
İsim hazır ya... Yapacak ve koyacak!
Gerçi modası geçmiş oluyor ismin ama onun da çaresi bulundu epeydir. Sonuna erkekse "can", kızsa "su" ekleyince isim güncellenmiş oluyor!
Neyse...
Benim aklım Güney'de kaldı.
Çocukcağızın biraz aklı başına gelince komplekse kapılması işten değil!
Öyle ya... Kardeşleri için Yunan mitolojisi altüst edilmiş, Kendisi içinse en fazla günlük bir gazetenin magazin ekine bakılmış!
"Eda Taşpınar güneye indi."
A, tamam "Güney" olsun!
Fakat buna da şükür.
Kafiyeye takmış ana-babalardan olup Pilates de koyabilirlerdi çocuğun adını. Ve Ebru Şallı üfleye üfleye hayatımıza sokmamış olsaydı, bal gibi de çoğumuz Yunanlı filozof zannedebilirdik Pilates'i!

Sürü psikolojisi

MERAK ediyorum, üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye'de Alaçatı ve Bodrum'dan başka denize girilecek yer yok mudur?
Hadi yok diyelim, peki bazı ünlülerin ikinci adresi olan, bu sebeple paparazzilerin orada konuşlandığı bilinen bir-iki popüler yer dışında başka seçenek yok mudur?
Yok herhalde!
Olsa, görünmek istemeyen, fotoğrafları çekilince sinirlenen ünlüler neden inadına oralara koşsunlar?
Canlarım benim!
Hepsinin gözlerden uzak tatil yapası var ama yer yok!
O duyduğunuz yüzlerce küçük, butik otelin hepsi yalan!
"Sürü psikolojisi" tatilde de bırakmıyor yakamızı. Hatta en çok orada peşimizde.
Ve de en çok ünlülere hâkim bu psikoloji.

MIŞ/MUŞ

Yapılan ölçümlerde Türkler "yuvarlak kafa" çıkmış.
Doğduğumuz günden beri duyduğumuz yuvarlak lafların sebebi anlaşıldı!

 Bodrum'da Süreyya, Deniz, İvana tamammış,
Eda bekleniyormuş.
Okey masası kuruldu zahir!

Babalar Günü harcamaları Anneler Günü'nü geçmiş.
Cennet anaların, kredi kartları babaların ayağı altında!
 
Reklam