vesile olsun, ne zamandır aklımda olan "mimarın mimar olarak kalması gerektiği" şeklindeki düşüncemi size de açayım ey okur!
Düşünce bu... Gem vurulmuyor. Alıp başını gidiyor.
Nitekim bana sorarsanız inşaat işlerinde "fikir"le "para" aynı adamdan çıkmamalı!
Aksi halde fikir kırpıla kırpıla kuşa dönüyor.
Yani paradan tasarruf edilirken fikirden de tasarruf ediliyor. Bu bir.
İkincisi, senete çeke bulaşan insanın yaratıcılığı ölüyor.
Mimar dediğiniz parayı pulu düşünmeden sadece tasarlayacak.
İnşaatı başkası yapacak.
Evet, "laz müteahhit" bile olabilir.
Türkiye'nin "sanat eseri" sayılabilecek, bir görenin dönüp bir daha bakacağı binalar yönünden fukara olmasını biraz da buna bağlıyorum ben.
Mimar uçamıyor.
Para onun cebinden çıkacaksa uçamaz elbet.
Uçamayınca da işte etrafımızda gördüğümüz o tatsız, tuzsuz, ruhsuz binalar çıkıyor ortaya.
Oysa kapatacaksınız mimarı bir odaya...
Tıpkı bilim adamı gibi.
Ondan sonra seyredeceksiniz şehirleri.
Ama mimarlar mimarlıkla yetinmiyor.
Çünkü bu ülkede mimar henüz hak ettiği değeri bulmuş değil.
Ne maddi ne manevi.
Ne yapsın... Alıyor eline kazmayı... Kafasında maliyet hesapları, çekler, senetler...
*
"Seyrantepe Projesi"nin bununla ne ilgisi var diyeceksiniz.
Direkt ilgisi yok aslında.
Zaten orada neler olduğunu da tam bilmiyorum.
Çıkan haberlerin hepsini okudum ama bir şey anlamadım.
"İhale", "taahhüt", "yönetmelik", "kredi", "yüklenici"... Tek tek aşina olduğum sözcükler ama bir araya geldiklerinde ne anlattıklarını bir türlü anlayamıyorum.
E, anlamadığın işe neden bulaşıyorsun?
Tam da bu sebepten.
"Anlamamak" yüzünden yani.
Bugüne kadar çıkardığı işlerle "mimar" sıfatını hak ettiğini düşündüğüm, dünyanın en seksi otelini tasarlayan, o tiril tiril beyaz gömlekli adamın, Eren Talu'nun, demin saydığım o sözcüklerin yanında ne işi olduğunu bir türlü anlayamamıştım mesela.
Gerçi eski işlerinde durum nasıldı bilmiyorum ama ben onu "güzel hayaller kuran adam" olarak görüyorum.
Elinde dosyalarla Ankara'da koşuştururken düşünemiyorum.
Yalnız onu değil, hiçbir mimarı.
Mimar hayal kuracak, kâğıda döktüğü o hayalleri hayata geçmesi için birilerine teslim edecek, sonra yeni hayallerin peşine düşecek.
Bilmiyorum, ya mimarları çok gözümde büyütüyorum, ya da "inşaatçılık"ı çok küçümsüyorum.
*
Mimarı uçurayım derken ben de uçtum galiba biraz.
Meslekten birine, kardeşime danıştım, hani çok da komik olmayayım diye...
"Boş ver, zaten sen komik yazılar yazıyorsun" dedi.
Ne yapayım, komikse komik... "Fikir fikirdir" neticede.
MIŞ/MUŞ
■ Salihli'de bir imam tacizden tutuklanmış.
"İmamın dediğini yap, yaptığını yapma" sözünün hayata geçtiğinin resmidir!
*
■ Sigara yasağı gerekirse "fahri sigara müfettişleri"yle denetlenecekmiş.
CIA da devreye girsin bari!
| < Önceki | Sonraki > |
|---|

