Aşk evliliği.
Mantık evliliği.
Bir haftadır Halis Toprak'ın evliliğini bu ikisinden birine dahil etmeye çalışıyorum ama nafile.
Siz tabii benimle aynı fikirde olmayabilirsiniz.
Kiminiz için bu "mantıksızlıksın tek bir nedeni vardır, o da "aşk"tır!
Sizi doğrulayan bir sürü söz de söylenmiştir aşk üstüne...
Bunların en ünlüsü, aşkın gözünün kör olduğudur.
Tamam, "aşkın gözü kördür" de eli nedir?
Çolak mı?
Hiç olmazsa eliyle yoklayıp anlamaz mı 71 yaşındaki erkekle 17 yaşındaki kızın birbirine denk olmadığını?
Hadi "aşk"ı bir kenara bırakalım "mantık" arayalım.
Kız belki de hayatının en "mantıklı" işini yaptı.
Ama "evlilik" dediğiniz iki kişilik.
Hani Halis Ağa'nın mantığı?
Arıyorum, bulamıyorum.
Bu, olsa olsa "topal mantık evliliği" olur.
Yahut yeni bir kategori açmalı.
Hem gittikçe yaygınlaştığına göre bu iş...
Genç kadın-yaşlı erkek evliliği açık artırmaya döndü bir nevi.
15, 20, 25, 30, 35 derken 54'e kadar çıktı yaş farkı. Var mı artıran?
Korkarım vardır, çıkar.
Bakmışsınız doğumhane kapısına dizilmiş efendiler!
Sahi nerede duracaklar?
Yaşla birlikte gelen arazlardan biri de bu belki.
Nasıl refleksler yavaşlıyorsa mesela, ahlaka da bir şeyler oluyor belki.
Bakın, kadın-erkek ilişkisi söz konusu olduğunda, her durumun yaşanabileceğini, üçüncü şahıslara lafdüşmeyeceğini düşünenlerdenim. Bakmayın siz "iş icabı" bulaşmalarıma.
Yasakçı zihniyete de karşıyım.
Devletin her şeye burnunu sokmasından yana olanlardan da değilim.
Ama buna rağmen medeni kanuna yaş farkıyla ilgili bir düzenlemenin de eklenmesini alkışlayabilirim doğrusu.
"Nikâh", "ana-babanın onayı", "kızın kendi rızası" falan "pislik"i temizlemiyor.
O zaman Hüseyin Üzmez'i de salıverelim, hatta bağrımıza basalım!
Ne var... Kıyıverir o da bir nikâh!
Ortaya karışık stil
HAKİKATEN benim artık dağlara çıkma vaktim geldi.
"Dağa çıkmak" dediysem "zirve yapıp dönmek" değil. "Artık dağ başında yaşamalıyım" anlamında.
Bizim gazetenin cumartesi ekinde "stil sahibi" erkeğin fotoğrafını görünce buna iyice kanaat getirdim.
Bilmiyorum gördünüz mü, hatırınızda mı; keşke yer olsa da şu köşede tekrar nazarlarınıza sunabilsek.
Akide şekeri pembesi kısa pantolon ve aynı renkte gömlek üzerine siyah tek düğmeli ceket, ayakta ikoncan sandaletleri, elde Banu Alkan makyaj çantası!
Fotoğraf yazıdan bağımsız çıksa karşıma, bakar bakar "Ah canım pek de gençmiş" diye üzülürdüm herhalde.
Meğer "stil sahibi"ymiş adam!
Adı ne acaba bu stilin?
"Ortaya karışık" olabilir mi?
Fakat adamcağız haklı!
Moda öyle hızla değişiyor ki, insan sabah kapaktan fırlamış gibi çıktığı evine akşam gayet demode dönebilir.
Adamın niyeti, bu hız içerisinde modayı bir tarafından yakalamak!
Elindeki çantada da üstüne sığdıramadıkları var belli. "Yedek stil çantası." İçinde belki bir huni! Ne bileyim...
Ben daha yazlık beldelerde bile taba rengi bermuda giymiş adamları görme alanımdan çıkarma gayreti içerisindeyken bu şeker pembesi kısa pantolon üstüne siyah tek düğme ceket, dağları işaret etti bana!
MIŞ/MUŞ
■ Kırışıklığa neden olan 1500 gen bulunmuş.
Kaçış yok anlayacağınız; 1499 tane yedeği var!
Mide zarından kafa derisi yapmışlar.
■ Baş ağrısına antiasit!
| < Önceki | Sonraki > |
|---|

