www.firkete.com

Sit-com

e-Posta
HAYIRLI uğurlu olsun, eski gazetem sit-com'a soyunmuş.
"Hayat bir oyundur, hepimiz oyuncuyuz" geyiğinden yola
çıkarsak, neden olmasın?
Ama ortada sit-com falan yok aslında. Gazetecilik adına telaşa kapılanlar yüreğini serin tutsun.
Bana sorarsanız bu tamamen bir "püskürtme" olayıdır.
Gelecek eleştirilere karşı "peşin püskürtme".
Hepimiz zaman zaman yaparız...
Mesela şişman olduğunuzu kendiniz ilan ettikten sonra artık kimse size "şişmansın" diyemez.
Hataların üstünü örtme biçimidir bu bir nevi.
Kendinizden çok hoşnut değilsinizdir...
Hatalarınızın farkındasınızdır.
Ama onlara bir kılıf bularak sanki hepsini bir bildiğiniz varmış da, isteyerek yapmışsınız gibi gösterirsiniz etrafa.
Yerler, yemezler, o ayrı konu.
Yahut çocuğunuz kedinin kuyruğunu kesiyor, komşunun camını kırıyor, karşı apartmandakilere pipisini gösteriyordur falan...
Ne yapacaksınız "ana-baba" olarak? "Doktora götürdük zekâsı fazla çıktı" gibi bir şey söyleyeceksiniz elbet. Yani diyeceğim, herkes her şeyin farkında ve gece yastığa başını koyduğunda rahatsız bana sorarsanız.
Peki deli mi bunlar?
"Doğru yol"u bulmaktan acizler mi?
İmkânları mı yok, kadroları mı zayıf?
Hayır, hayır, hayır.
Neden bu "eziyef'e talipler o zaman?
Çünkü "okur"u iyi tanıyorlar.
Kimse kusura bakmasın, "okur şakşakçılığı" yapamayacağım.
"Okur iyiyi kötüyü ayırır" falan diyerek kendimi kandıramayacağım. Ayıranı vardır ama ayıramayanı daha çoktur.
12 yılda gördüğüm, anladığım, öğrendiğim şudur:
1. Okur uzun yazıyı okumaz.
2. Okurun akla, fikre ihtiyacı yoktur.
3. Okur magazin, dedikodu, polemik sever.
Acı ama gerçek.
Ha, sorduğunuzda o da "Belgesel seyrediyorum" diyen televizyon izleyicisi gibi "kandırıkçı"dır, o ayrı.
Gelelim Ahmet Hakan'ın köşe yazarları için yaptığı maymun benzetmesine.
Ne demişti... "Hepimiz hayvanat bahçesinde en fazla dikkat çekmeyi başaran maymunluğa talibiz."
Herkes kızdı köpürdü.
Okurun dikkatini çekmek istemeyen köşe yazarı var mıdır peki?
Ha, seçtiği yol farklıdır; kimi tokat atar, kimi şaşırtır, kimi düşündürür, kimi eğlendirir ama neticede amaç okura ulaşmaktır.
Aksini düşünen "emekli paşa" gibi kendine bir şirkette yönetim kurulu üyeliği ayarlasın, sallasın başını, alsın maaşını!
Maymun benzetmesi rahatsız etmiş olabilir kimini. Ben belki de sıkı bir hayvansever olduğumdan rahatsızlık duymadım.
Ayrıca "dikkat çekmeyi başaran maymun" yönünden en zengin gazete Ahmet Hakan'ın çalıştığı gazetedir. Kendisini, bizim dışarıdan söylemeye cesaret edemeyeceğimiz gerçeği, içeriden biri olarak ifade edebildiği için kutlamak gerekir.
Hem niye kızıyoruz Ahmet Hakan'a?
Durumu övmüyor ki sadece bir tespitte bulunuyor.
İlla birine kızacaksak ona değil, "maymun kadrosu"nu açanlara kızabiliriz bakın.
Hayır, genel yayın müdürlerini kastetmiyorum. Onlar "okur"la "kadro" arasında "aracı"dırlar neticede. Bilmem anlatabildim mi.
Bu tartışma epey sürer. Çünkü kimimiz elimizdeki "gerçek"le, kimimiz kafamızdaki "ideal"le bakıyoruz meseleye.
MIŞ/MUŞ
■ Ebru Şallı "Annelik seksiliğe engel değil" demiş.
Aman sevindim, Allah kimseyi «eksilikten mahrum etmesin!
■ Eski çağlardan bugüne, kadın gittikçe güzelleşiyormuş.
"Tıp ilerledi" diyorum ben buna!
■ Malezya'da 18 yaşında bir kadın aşırı seks yapan kocasını boşuyormuş.
Bizde henüz böyle bir vaka olmaması Türk erkeğinin gücü açısından kimseyi telaşlandırmasın; bizimkiler tek kadına yüklenmiyorlar sadece!
 
Reklam