Her biri bir porno filme bedel.
"Şişme kadın"a alternatif bile olabilir. Hem daha pratik.
İnsanoğlu, hiçbir konuda bu kadar "yaratıcı" olmamıştı bana sorarsanız.
Bir tane sadece "iki paçası bir lastiği" olan don bulabilmeniz mümkün değil. Çok ısrarlıysanız anneanneniz için olanlardan bir tane alıp, terziye verecek, küçülttüreceksiniz.
Hakikaten hepsi amaca uygun, yani "iç gıcıklayıcı".
Fakat bir tespitim var.
Erkeğin içinin gıcıklanması için çamaşırların içinde kadın olmayacak!
Neden?
Yine o kör olası "erkeğin doğası" hikâyesinden.
İçinde kadın olan iç çamaşırının en öldürücüsü bile erkek için o anda "fuzuli bir bez parçası"na dönüyor çünkü.
Bir kadınla müsait bir ortamda baş başa kalan her erkek, direkt "o iş"e odaklanıyor ve yoluna çıkan bütün engellerden bir an önce kurtulmaktan başka bir şey düşünmüyor.
Kadının "pembe mi olsun mor mu", "zilli mi olsun tüylü mü" diye bir buçuk saat düşündüğü o "küçük seksi şeyler" erkek için kadının hırkasından daha önemli değil artık o anda.
Ha, kutuya koyup erkeğin ofisine postala-yacaksa ona bir şey demem, üç buçuk saat düşünsün kadın o zaman.
Yani aslında sevgilinizin karşısına anneannenizin donuyla çıksanız da olur.
Fark etmez ki.
Görmez çünkü.
Yarı kör olmuştur.
Ya da şöyle söyleyeyim, gözüne karşıdakini çırılçıplak gösteren gözlüklerden takmıştır.
Fakat kadın kısmı bunu bilmediğinden sektörün maşallahı var!
Kapış kapış gidiyor donlar, sutyenler.
Ya da belki de biliyor kadınlar... Bir ben akıllı değilim ya bu dünyada.
Kendisi için alıyor o seksi çamaşırları büyük ihtimalle.
Giyiyor, bakıyor aynada kendine... "İç gıcıklayıcı" olduğuna kanaat getiriyor, gaza geliyor.
Kadın kısmı erkekten değil kendinden tahrik olur çünkü.
Çok güzel ve seksi olduğunu düşününce iyi sevişir.
Bunu da bilmeyen var idiyse öğrensin!
Teknolojiyi suiistimal
DÜN "Devrim Değil Darbe" başlıklı yazımda 3G yüzünden Damacana Naci'nin durumuna düşeceğimizi yazmıştım. (Bu arada yüzde 50 yanılarak Naci yerine Nuri demişim, kendisinden özür dilerim!)
Aman, 3G'ye karşı olanların safında yer aldığım sanılmasın, çok üzülürüm!
Benimki sadece "durumdan komiklik çıkarma" gayretiydi.
Fakat bir yandan da her şakanın altında bir gerçek yatar derler; evet, bu teknoloji gözetlenmemize de neden olacaktır herhalde, öyle düşünüyorum. Ne yapalım... Her ilacın bir, hatta birden fazla "yan etki"si vardır.
Sonra, teknolojik gelişme, şu, bu... Benim faydalanıp
faydalanmamam bir şeyi "gerekli" ya da "gereksiz" yapabilir mi?
Ben kimim?
Dünyada her bir şeyin çıkış noktası ben miyim?
Duyamayanların müzik dinleyebilmeleri için bir sistem geliştirildi diyelim... "Ne gereği vardı, ben sağır değilim ki!" mi diyeceğim yani?
Ayrıca, ne teknoloji yüzünden iyi gazetecilik ölür, ne de yazısını elle yazan adam kötü gazetecidir.
Sapla samanı karıştırmayalım arkadaşlar!
Yalnız son olarak şunu söylemek istiyorum; kanunlarda artık "teknolojiyi suiistimal" diye bir suç ve karşılığında esaslı bir ceza olmalı.
Belki de vardır bilmiyorum ama suiistimali çok duyduk, ceza alana rastlamadık da...
MIŞ/MUŞ
■ 64 yaşındaki Nebahat Çehre güzellik sırlarını vermiş.
Doktor adresi bekleyen varsa avucunu yalar!
*
■ Yaprak Dökümü'nün Oğuz'u, oyuncu Tolga Karel "Alkolü bıraktım" demiş.
Yazık olmuş, onun da "alameti farika"sı oydu!
| < Önceki | Sonraki > |
|---|

