Bu bazen mantığımızın sesi yapma derken yapmamızın nedeni, bazen de tam tersi aşk varken ortada, aşık bir insanın yapması beklenenden başka tepkiler vermektir. Kıskanmamaktır mesela, kıskanamamaktır kıskanmak isterken. Her gidene güle güle diyebilmektir, kal demek isterken susmaktır. Biz yaşarız, biz yaşarken öğrenir içimizdeki ikinci benlik. Biz bazen reddederiz, reddedebiliriz de gerçekleri, inanmak istediğimize inanırız... O anda doğru karar verme mekanizması olan ikinci benlik girer devreye... Seve seve neden gittiğimizi, neden gitmesine izin verdiğimizi düşünürüz, çünkü böyle bir emir verme şansımız yoktur beynimize... ikinci ben, acıyı unutmaz, onunla büyür, öğrenir, öğrendiklerini kullanır. Bir anlık mutluluk için, peşi sıra dizilecek sancılı günlerin farkına varır..
Aslında bizim için doğru olanın kararını verir.. O yüzdendir ki, yaşlı amcalar teyzeler her ne kadar gençlik aşklarından bahsetseler de, hepsi olabildiğince memnundurlar verdikleri karardan.
Zaman, su gibi akıp gitmekte olan zaman, kuş gibi uçup gitmekte olan zaman bizi beklemeyecektir elbette. Zaman izler bırakır bizde derler, yüzümüzde, ellerimizde, giderek artar çizgilerimiz, o geçtikçe... Zamanın bize asıl bıraktığı, eğittiği ikinci benliğimiz olacaktır. Çünkü biz deli divane mutluluğu ararken, huzuru ararken, acıdan kaçarken, daha doğrusu bir çaba içinde debelenip dururken ama gözlerimiz göremezken bize, ışığın nerde olduğunu söyleyecek olan ikinci ben’dir.
O yüzden kutsaldır acılarımız, aşklarımız, o yüzden tektir, bir daha alsa böyle sevilmeyecektir. Neden olduğunu bilmeden, bir daha asla bu şekilde sevmeyeceğimizi biliriz, ve büyük bir acı verir bunu bilmek... Aslında bunu söyleyen ikinci bendir içimizdeki... Çünkü o gerekli bütün hesaplamaları yapmış, ve hiç de verimli bulmamıştır ki bu birliktelik metodunu, o an bize bunun tekrar olmayacağını söyler... O an anlayamayız belki, ama ikinci ben yaptığından ve kararlarından emin durmaktadır yerinde. Bu yüzden, en iyi dostumuzdur ikinci ben’imiz. Eğer onu dinlemezsek, aynı yollarda aynı taşlara takılır düşer, aynı yerlerimizi acıtır, kanatırız.
Çok korkunç gelse bile, gerçekler gerçektir, ikinci ben mühendis mantığıyla düşünür, en az giderle, en yüksek gelir peşindedir, kendisi acılarla büyüdüğü halde..
Ben kimim? Ben, aslında 2 tane olan ben’in toplamıyım, biri bildiğim biri benden içeri... İki ben’in de amacı ayni, metotları farklı. Eğer benim zaman tarlasında düşürdüğüm ders tohumlarını sulayıp büyütecek, olmak istediğim yere, bir başka ama doğru yoldan götürecek, ikimiz de olmak istediğimiz yere gelince, keyifle bakıp sonra sesini kesecekse, neden dinlemeyeyim ki o ben’i benden içeri??
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
