www.firkete.com

Asansörde seks

e-Posta

ŞU meşhur "damacanayla seks" konusu hukukçuları ikiye bölmüş.
"Asansörde damacanayla mastürbasyon yapmak suç mu değil mi?"
Hukukçuların bir kısmı asansörün kapalı alan olması nedeniyle eylemin suç teşkil etmemesi gerektiği; bir kısmı ise asansörün ortak kullanım alanı olması nedeniyle teşhircilik suçunun gerçekleştiği, dolayısıyla Naci'nin cezalandırılması gerektiği görüşünde.
Hukukçu olmayan bendenizin bu konudaki görüşüyse şöyle:
1. Hayatında en az bir kere asansörde seks yapmamış kaç kişi vardır?
İçinizde asansörde seks yaptığı için ceza almış biri var mıdır?
Naci'nin suçu partnerinin etten kemikten değil de "petten" oluşu mudur?
2. Ha, Naci farklı olarak görüntülenmiştir.
Peki o kamerayı asansöre kim koymuştur?
Naci'nin kendisi mi?
"Herkes görsün, anasını satiim" mi demiştir Naci?
"Kapalı alan"ı kamerayla "halka açık alan" haline getirdiyseniz Naci'nin bunda suçu ne?
Ne bilsin Naci'cik... Bilse belki de evine saklayacaktı mastürbasyonunu garibim!
3. Peki kamera maharetiyle kaç kişi görmüştür Naci'nin mastürbasyonunu?
Bir, bilemediniz iki kişi.
Bunu Türkiye'nin tamamına yaymak kimin fikriydi peki?
Naci'nin mi?
Yani diyorum ki, Naci bu işi dört duvar (hem de çelikten) arasında yaptı; bunu 70 milyonun gözüne sokan başkalarıdır.
En özel durumunu 70 milyona duyuranları Naci mahkemeye verse yeridir esas.
4. Bana sorarsanız, Naci gazete köşelerinde okurun cinsel sorunlarına çare arayan uzmanların kurbanıdır.
O köşelere gelen 10 sorunun 9'u şöyledir:
"Çok mastürbasyon yapıyorum, bir zararı var mıdır?"
Buna karşılık bir tek uzmanın "Evet, zararlıdır" dediğini duymamışımdır henüz.
Tersine, neredeyse her daim elde gezdirmenin normal olduğunu söyleyecekler.
Hal böyle olunca Naci asansörde de "normalleşmekte" bir beis görmemiştir.
Söyleyeceklerim bu kadar hâkim bey!

Bu da kadının doğası

ÖVÜNMEK gibi olmasın ama araştırmacılardan önde gidiyorum sevgili okurlar.
Kendimi bilir bilmez yaptığım ve bir köşem olur olmaz yazdığım tespite, araştırmacıların anca bu yıl vardığını sevinerek görmüş bulunuyorum.
"Kadınlar, erkek patronu tercih ediyor."
Kendilerine "günaydın" diyor, konuya giriyor ve durumun nedenini açıklıyorum.
Kadın, öteki kadınların tamamını rakip olarak görür.
Sokakta yürürken karşıdan gelmekte olan hiç tanımadığı kadın da rakibidir, öz annesi de.
Erkeğin, yediği bütün haltlarda imdadına koşan "doğa" hadisesi kadına da bu mevzuda mazeret oluşturur.
Aynı konumda olsunlar olmasınlar...
Akran olsunlar olmasınlar...
Menfaatleri kesişsin kesişmesin...
Hiç fark etmez.
Kadının mazereti vardır, "bir vajinası, iki memesi" olan birini gördü mü kendini tutamaz, kıskanır.
Doğumdan ölüme kadar.
Bakınız daha çişini söylemeden "Babam benim kocam" demeyi öğrenen minik kız çocuklarına...
Bakınız sokakta, otobüste, bankada, restoranda, her yerde kadınların birbirlerine fırlattığı bakışlara...
Bakınız 12 yıl süren "90 Dakika"yla 2 yıl zor dayanan "Haydi Gel Bizimle Ol"a...
Uzun lafın kısası, kadın, "düşman"ının emrine girmez. Nokta.
Gerçi bizim kadınımız için söz konusu olamaz ama Uganda'da falan erkek patronla yolların daha kısa olacağını düşünen kadınlar da vardır. Bu da son nokta.

MIŞ/MUŞ

* Bir işadamı, şirketini yanlışlıkla internette satmış.
İsabet olmuş; onun işadamı olması yanlışlıkmış aslında!

* Kadınlar sahipli erkekten daha çok hoşlanıyormuş.
Hoşlandıklarından değil, maksat "rakibi piyasadan silmek"!

 
Reklam