www.firkete.com

Sadece bir kez düşün

e-Posta
Acaba günlük yaşamda planlarımızı yaparken başka yaşamların nasıl,ne güzellikte veya ne zorlukta olduğunu merak eder miyiz hiç.  Hadi hep birlikte başka yaşamlara bir göz atalım.Sabah uyanıp da işe gitmeye ve ya rutin işlerimizi yapmaya başlarken zaten sular seller gibi akmakta olan zaman dilimlerin birinde bizim yaşam standartlarımızın tam aksi yönde ilerleyen hayatların olduğunu ve bu yaşananların aslında hepimizin bir gün başımıza gelebileceğini düşünelim. Hem de bu an saniyenin onda birlik bir anında başımıza gelebilir.Engelinden dolayı 7 yıldır aya kalkamayan 70 yaşındaki Hatice nine gibi,doğarken hayata bir sıfır yenik başlayan 11 yaşındaki spina pifida hastası engelli serdal gibi ....

Serdal’a baktığımda;Gördüğüm gözler konuşuyordu, yerde dört büklüm yatan hasta vücudunun izin vermemesine rağmen.Bana bak ,beni sev, benim farkıma var dercesine .Aslında bunları bana anlatacak yetilerini doğduğunda kaybetmişti .Tıbben mümkün değildi.Yinede gözlerindeki o kara ışık bana ulaşıyordu. Tüm bu sözler o güzel gözlerindeki ışıkta gizliydi.Zor yaşam koşullarında yere üstün körü serilmiş bir halı parçasının üzerinde,şizofren baba,muhtemelen  kansere yenik düşecek anne,bir bacağında kısalık olan bir kız kardeş,yaşının kaç olduğunu kendisinin bile bilmediği bir babaanne , olan bitenden bir haber bir erkek kardeşle birlikte yaşıyordu küçük Serdal .Ninesi kucağına aldığında bakışları sabitti minik serdal’ın ama cümleleri en az bir yazar kadar akıcıydı '’BENİM FARKIMA VARIN BEN BURADAYIM ve VARIM’’ diyordu.Canı acıyordu besbelli kürdan gibi incelmiş kol ve bacakları benden bu kadar der gibiydi ama yaşıyordu daha ne kadar dayanabileceğinden habersiz.Babaanne doğduğunda ‘’öldü’’ dediler ‘’atıverdik öylece ne’’ derken bakıyordu bir yandan da serdal’a ‘’guzuuum guzum benim’’ diyerek yüzündeki derin çizgilere dolan gözyaşları sessizce serdal’ın yüzüne damlıyordu. ‘’Allahın iki iyiliğinden biri olur mu acep Serdal’ım iyileşir mi,yada kurban olduğum Allahım yanına alır mı bu sabimi’’ diye devam ediyordu babaanne.Baba bu arada ‘’bir şey ister misiniz’’ diye araya girince etrafa baktım acaba mutfak var mıydı,yaşam standartlarının oka dar  altındaydı ki ,buna rağmen o yokluğa rağmen bir şeyler ikram etmek istediler. Evet işte o an kendimden utandım. Bir yerlerde bu tür yaşamlar vardı ve ben ve  bizler bu yaşamların farkında değildik.Onlar bizim parçamızdı . Günlük işlerin içinde ne kadar bencilleşmiştik hepimiz varsa yoksa ben der olmuştuk.  Elbette herkes her şeye yetemeyecektir en azından bu insanlarında yaşam haklarının devlet tarafından güvence altına alınması gerekmekte.Ve bunun için bilinç düzeyi yüksek insanlar biraz ben demekten uzaklaşıp engellerinden dolayı dışlanan dışarıya o ve ya bu nedenle çıkamayan zor yaşam koşullarında yaşamak zorunda kalan hatta ölüme terk edilen serdal’ların var olduklarını devlete anımsatalım. Gün içinde bir an bu insanlara ne yapabilirim acaba diye düşünmek için bile olsa zaman ayıralım.Bunu sen yapmaz ben yapmazsan KİM YAPACAK...

 

 
Reklam
Şu anda 813 konuk çevrimiçi