Güney Afrika Günlüklerinden 4

Güzel gülüyor . Belimde ortopedik çökme yaşanmaması için karyola’nın altına destek için gelmişti ve odayı derlemesi söylendi şef tarafından kendisine .

Akıl yürütme ve karar alma konusunda hızlı olmasa da yüzündeki gülüş kalbindeki sevgiyi işaret ediyor Elizabeth sadece 25 yaşında .Hayatının ise şimdi ya da sonra ,nasıl gitmesi gerektiğine dair en ufak bir fikri yok .Ona işi bıraktırıp biraz sohbet ediyorum odada .Çok utangaç . Önceleri yüzüme bile bakmaya çekiniyor .Sonra yavaş yavaş açılıyor . Zulu kabilesindenmiş aslında ,ailesi ile beraber oturuyormuş 7  kardeşi var ve ayda yaklaşık 750 ZAR kazanıyormuş.


 

İstanbul’dan gelen haberler ise sisin devam ettiği yönünde. Dün boğaz transit gemi geçişine kapatılmış vapur feribot seferleri iptal edilmiş .

 

 

 

Sabah kahvaltısını meyveli yoğurtlarla geçiştirdim . Tabağa sürrealist bir resim çizdim.Az sonra yola çıkıyoruz .Çakmak taşı ile ateş yakacak gibi hissediyorum kendimi .Yol heyecanlandırıyor . Bir dilim kepek ekmeğini de peçeteme bohça yapıyorum .Yolda nerede mola veririz  ve zamanlamamız tutar mı bilmiyorum ,pek bir şey yiyemedim ama mutlaka acıkırım .

Johannesburg

26.11.2003

 

 

Yahya şehri Joburg’dayım .Johannesburg..İlk altının bulunduğu yıl 1886 imiş ..1875’ lerin sonunda 100.000 kişi yaşarken şimdi kentte 6 milyon insan yaşıyor . eşlerinden ve çocuklarından ayrı kalarak madenlerde çalışan kaç siyahi, geçmişin bakışları ile baktı bana bugün bilmiyorum . Sıcak hava yükseliyor tarlalarda suyu nasıl pompalıyorlar elektriği nasıl elde ediyorlar bilmiyorum.Zihnimde kimbilir kaç düşünce daha emekleye emekleye geçip gider .

26.11.2003

 

 

JOHANNESBURG’TAN AYRILMADAN

 

Geçirdiği beyin ameliyatları sonrasında Türk sanat Müziği sanatçısı Yüksel Uzel’de Johannesburg’ta yaşamaya başlamıştı . Dostum Osman epey bahsetmişti buralara yerleşme hikâyesinden. Mandela’nın Houghton’daki (sanırım böyle ) özel residansının  önünden geçiş sırasında ANC’yi (African National Congress) selamladım sanki . Aslında bir Soweto turu yapıp  gecekondu mahallesine girip ırkçı yönetimlere karşı olan ayaklanmaların merkezini görmek de mümkün dü .Orada Mandela'nın yıllarca yaşadığı Soweta evi varmış. Aslında 20 yıl hapis yattığı Robben Adası" na bir bot turu iyi olurdu .herşey için vakit olmaması ne kötü ama bir daha gelmek için de bir o kadar teşvik edici.Zaten hep yarım kalan şeyleri sevmezmiyim .Yarım bıraktıklarımı değil ,yarım kalanları … Yarım bıraktığım ise ne kadar az şey var bilmiyorum .yarım ne kadardır onu da bilmiyorum.

 

Nelson Rolihlahla Mandela.. sanırım Amsterdam Madam Tussaud’da mumyanın yanında fotoğraf çektiriken düşündüm ülkene gelmeyi . Bir daha ki sefere seni de ziyaret edeceğim  .Güneş yengeç burcunda olacak geldiğimde .  Yan yan yürürüz bahçende . 6 çocuğun var isimlerini ben söyliyeyim sen kim olduklarını göster bana . Madiba  Makaziwe  Makgatho, , Zenani, Zindzi ve 1948 de doğan ve aynı yıl ölen kızın nedeni ile , bir kere daha  Makaziwe.O Makaziwe şimdi Antropoloji Dr ünvanına sahip ve birkaç ay önce Hollanda’da bir Ekonomi vb konuların konuşulduğu bir zirvede konuşmacılık yapmıştı .İlk kızının neden öldüğünü bilmiyorum onu da anlatırsın .Nelson Mandela’nın Otobiyagrafisi olan “Long Walk to Freedom” kitabını en kısa zamanda alıp okuyacağım .Yolumuz bir hayli uzun ve ayaklarımı ne tarafa kıvırsam diye bakıyorum .İyi ki boyum daha uzun değil .kapladığım iki kişilik koltuktan dolayı biraz utanıyorum .

 

Houghton’dayız hala . St David caddesinden geçiyoruz okulun ismi St .John’s College  .Hogwart Büyücülük okulu gibi bir yer .  Tabi büyücü yetiştirmiyor .Boğaziçi Üniversitesinin Temel Bilimler binasına da benziyor uzaktan  görünüm. Ne de olsa yüzyılı aşkın bir görünüm .26.11.2003 Johannesburg

 

Telekom kulesi 269 metre imiş bunun adı galiba Hillbrow Tower .Dubai ‘deki bu yıl yapımı biten 21.Yüzyıl kulesi de bu kadar dı yanılmıyorsam. Ama tabi residential olunca farklı bir sınıfa girmiş oluyor bu yükseklikler .  Tv kulesi ise 243 metre  imiş . Eflatun rengi jakaranda ağaçları her tarfta ....Güneş ne kadar güzel .. Güneş toplamak için harika bir zemin var bu ülkede,elektrik üretimi içinde ideal.

 

Gün yaban hayata yolculukla geçti ,

Vakit nasıl da gelip geçti

 

 

YOLCULUK

 

Yolda pencereden dışarı bakarken izlediğim belgeseli düşündüm .Sonrada kendi türüne zarar vermeyen canlıları .Oysa insan öyle mi .Boşuna dememiş Thomas Hobbes , Homo Hominu Lupus ( insan insanın kurdudur ) diye . Sıcak kumlarla ,karlar arasında yuvarlanıp durdu zihnim. Arada bir siyahileri izledim yollarda . Otobüsteki earl grey çay kokusu Robert’ın marifeti.Bize karşı son derece iltimaslı ,sanki bütün tur grubunu şımartıyor . Bağışıklık sistemime çok iyi gelen bir şeyler var bu yolculukta .Giderek daha da fazla keyif alıyorum .

 

Bu müziği tanıyorum ..evet Joan Baez’ den dinlemeyi pek severdim bunu ..

 

A si m'bonanga

A si m'bonanga u Mandela thina

Lapha ekhona

Lapha ehleli khona

 

A seagull wings across the sea

Borken silence is what I dream

Who has the words to close the distance

Between you and me

 

Steven Biko

A si m'bonanga

A si m'bonanga umfowethu thina

Lapha ekhona

La wa fela khona

 

Görmedik diye ezgi ..Görmedik Mandela’nın nerede olduğunu görmedik .nerede oturduğunu görmedik .

 

Görmedik Biko

Kardeşimiz Bikoyu göremedik

Nerede olduğunu nerede öldüğünü görmedik …

 

 

Kafamda eskiye giden ve yeniye kıvrılan ne çok sarmal varmış . 1987’li yıllara gidiyorum hızla . Gitar ile solo söylediğimi hatırladım bu parçayı .şimdi ise akor bile basamıyorum . Enstrüman çalma konusunda yakaladığım geçici başarıyı hatırlıyorum . Gitarım ise kuzey yarımküredeki evimin salon kapısının  arkasında,arkasına yaslanmış ayakta duruyor .

 

İmajinasyonlarıma ara verip ,tur rehberimize kulak veriyorum .Şifalı  “Aloe Vera” bitkisinin anavatanı burası imiş meğer .Bizde sarı sabır  deniyor ya da öd ağacı .Gelmeden önce Kasım ortasında İstanbul’da katıldığım fuarda da bağışıklık sistemini güçlendiriyor gerekçesi ile  epeyce ikram etmişlerdi bu zambakgilden .dikenli ve reçineli bir bitki .Görünüşü kaktüse benziyor ve 150 -200 kadar çeşidi varmış . Bu çeşitlerin çoğu Güney Afrika’da bulunuyormuş . bağışıklık sistemine olan farmasötik  etkisini bilmiyorum ama sinameki etkisi gösterdiği kesin .bağırsakları aktif halde tutuyor .kozmetikte de bir çok alanda kullanılıyor bildiğim kadarı ile .Kleopatra cildini böyle taze tutmuş derler ya .Egzama tedavilerinde de kullanıldığını duymuştum.Başka hangi müstahzarların içinde Aloa vera var mimliyorum .”Al” gülüm “ver” gülüm der gibi bir şey . Yoldan geçerken bir de cenaze gördük .Nasıldır acaba Hristiyan olmayan siyahilerin ve kabilelerin ölülerini gömme törenleri ,ya da bir kadın nasıl şekil verir hamura . Saat 14’00  e yaklaşıyor.Spar mağazasının önündeyiz az sonra hareket edeceğiz . Grup dinamiğine tur şirketlerinin ve kişilerin  yaklaşımını görmek için  iyi bir vakit . Dostlar alışverişte nasıl görecek merak ediyorum .

26.11.2003

 

 

Çitlerin arkasında tutamam içimdeki fikirleri sözleri

Geceleri nasıl gözükecek bilmem kedilerin gözleri

İçimdeki aslanın pençesi havada

Havanın karamasına çok kalmadı ..Çok sıcak … Kuş senfonisini dinliyorum …suskunum . yerde cansız yatan bir avı diriltebilecek kadar hazırım doğaya . İÇİMDE BİR KAMP ATEŞİ yanıyor

yıldızları gökyüzüne saldım ,

Orion takım yıldızına baktım

Sonrada fundalıklara daldım

 

 

SANP … Simgesi Spiral boynuzlu Kudu

South African National Park .

 

 

 

 

SAFARİ

 

 

“ BIG 5”

 

 LION, ELEPHANT, LEOPARD, BUFFALO AND RHINO..

 

 

Yaklaşık 180 bungalow varmış burada … Skukaza Kampı  Sabie Köprüsü olarak biliniyormuş  daha önceleri .1936 yılında ismi Skukuza  olarak değişmiş sonradan ..  Skukuza ismi  Tsonga’ da   James Stevenson-Hamilton’ a verilen isim imiş Kruger National Park listesinde kamp isimlerine baktım .  Letaba ,Lower Sabie , Mopani , Olifants , Orpen, Pretoriuskop , Punda Maria, Satara , Shingwedzi  Skukaza gibi pek çok isim gördüm .Skukaza  Shangaan dilinde her şeyi koruyan adam demekmiş .

 

Ağaçların kabuklarını yiyenlerin filler olsa gerek .Daha safariye çıkmadan zürafa gördük üzerinde kaç beşbin asalak yaşadığını ise hatırlamıyorum .Kafalarında da kuşlar var .

 

Bölge Mozambik’ten gelen seller sonrası,uzun süre  yağış almamış .O nedenle taze otlar alabildiğine az ve kuraklık hüküm sürüyor denebilir .Yolda sürekli impalalarla burun buruna geliyoruz .İmpalalar ceylana benzeyen antilop türü .Hızlı üreyen ve yavrusu kokusuz bir  hayvan . Kudular da bu antilop grubuna giriyor . İmpalalar henüz görmediğimiz devasa hayvanların yanında az sonra fino köpeği kalacaklar sanki . Kuraklık nedeni ile belki de bitki örtüsü ile tamamı ile tanışmayacağız belki ama tanışacaklarım var bu kesin .

 

Krueger park Mpumalanga EyaLeti sınırları içinde kalıyormuş. Mpumalanga  'güneşin doğduğu yer' anlamına geliyor .Parka  her sene yılda yaklaşık 1.5 milyon ziyaretçi geliyormuş ve bunların sadece üçte biri turistmiş.Tabi Botsvana, Zimbabve,, Namibya ve Zambia,Mozambik gibi komşu ülkelerden de bir hayli ziyaretçi akını oluyormuş parka  . Ben denizaşırı ülkelerden gelen ziyaretçi sayılırım . Bu park dünyanın 8.Afrika’nın 5.Büyük parkı . Park 1976’da çıkarılan Ulusal Parklar ile ilgili yasaya ve SANParks regülasyonlarına tabi . Yasalara aykırı hareket etmenin cezası ise 1500 Rand ile hapis cezasına kadar geniş bir aralıkta . Skukaza parkının direktörü David Mabunda’nın talimatlarını okudum az önce . Park yaklaşık 30.000 km kare .. Bu arada  Mozambik ve Zimbave safari parkları ile Kruger Park arasındaki sınır tel örgüleride kademeli olarak kaldırılıyor ve  'Barış Parkı' bölgeleri oluşturuluyormuş .

 

 

 

Bu geniş yüzölçümünde kaybolmaya hazırım … Yerde fil pislikleri var .. bu işaret olsa gerek ..

 

Nihayet saat 17:30 da Safariye çıkabildik .Siyahi şoförümüzün ve aynı zamanda da rehberimizin ismi Roy . Keyifli birisi  ve çoğu siyahi gibi o da güleryüzlü . Tıslayan ağaçları geçtikten sonra beşin birini yakalayıverdik ve bir fil ailesi asfalttan bize aldırış etmeksizin yoluna devam ediyor.Deklanşör sesleri ise kuş cıvıltılarına karışıyor . yediklerinin sadece %48’ni sindirebilen fillerin aracımıza yaklaşıp hortumlarını içeri sokup bizlerle şakalaşmasını isterdim doğrusu .neden olmasın dı ki Onlar ne de olsa fil,eşek şakası yapacak halleri olmaz dı ya .

 

Yola devam ediyoruz . Karşımıza bakışlarını bizden hiç ayırmayan, motorlu taşıtlara ve bize karşı kızgınlık taşımayan  tüberkülozlu bufalolarla karşılaşıyoruz .Sığır vebasını duymuştum ama Bufalo veremini ilk kez duydum. Veremli olmalarının kendilerine herhangi bir zararı yok ama avlanarak onları yiyen aslanların hali bitap .20.000 Bufalodan 15.000 i hastalıklı imiş .Bebek bufalo doğduğunda anneden mikrobu almış olmuyor .   Kuzeydeki temiz bufalolar ile güneydeki hasta bufalolar arasında bypasslar yapıp yavruları kaçırmak gerekiyor .Hasta bufalolar izole edilmezse de  ,veremin bütün  parka sirayet edeceği ise aşikar . Gözlerini hiç kaçırmıyorlar .Bunlara alacaklı gibi bakıyormuş sözde .bence tam 100 RAND ların üzerine yakışır bir duruş . Belki de Descartes “Cogito Ergo Sum “ sözünü onlara bakarak söylemiştir .Düşündüklerine göre vardır bir bildikleri .

 

Bufalolardan sonra yeni konuğumuz yaban domuzu . Tabi burada kimin konuk kimin ise evsahibi olduğu ise tartışma konusu . Boynuzlarından baston sapı yada gazoz açacağı yapılan yaban domuzunun ise bize birkaç poz vermek dışında başka bir işi yok gibi.

 

Yolda yüzlerce yıllık karınca yuvaları görüyoruz . İşte beşte üç… Sırtüstü yatıp bacaklarını açarak sere serpe uzanmış iki dişi ve bir erkek aslan .. Sessizliğimizi koruyoruz .sabrımızı da öyle . Hayvanların mesai saatleri dışına çıktığımızı sanmıyorum .Aslanlarda tek bir kıpırtı yok .Roy ,aslanları uyandırmak için boğulan bufalo sesi çıkarıyor .Bu ses aslanların pek te umrunda olmadı bende birkaç puhu kuşu sesi denemesi yaptım ama sanırım o da nafile .Sadece bir tanesi esnedi tekrar . Bu aslanlara yatak istirahatini kim verdi ki …

 

 

Oysa her safariye çıktığımda

Kedigilerin yeli esmeli

Bir aslanın yelesi gözüme değmeli

Ey seni gidi atılgan ,etçil  memeli

Kalk bakayım yattığın yerden

Göster misafirperverliğini

Geldiğimize değmeli

 

 

Ben sizin ilginizi  çekecek lezette gevişgetiren bir hayvan değilim .Ama burada uyanmanızı silkelenip kendinize ve hatta bana dogru gelmenizi bekliyorum .Haydi kalkın şimdi sebebiniz var . Uyanın … Bunları geçiririken ben zihnimden Ahmet bize aslanların gözlerinin etrafındaki halkalar sayesinde kedilerin gece nasıl  gördüklerini anlatıyordu . Birden ne oldu ise aslanlar kıpırdanmaya karar verdiler .Bir tanesinin bakışları aslan kesildi .İşte kendine geldi .. Kendine geldi . Hey gidi aslan yüreklim . Elli Rand eder bu kıpırdanışın . İnanmayanlara gösteririm banknotları .

 

Dişiler bize doğru yaklaşıyor . Yanımızdan geçtiler sonra da önümüzde yol alırken arkadan erkek aslan asfalta çıktı . Bir süre aslan ile aynı hızda yol aldık …Parkta hız sınırı hayvanların hızına ayarlı nede olsa .

 

Müthiş bir spreyleme operasyonu .. Aslan kokusunu bırakıyor yola  görüyormusunuz .. O sırada saldırabileceği kadar yakınına yanaşmak istedim aslanın .

 

 

 

Gece bastırsın

Göğün rengi koyulaşsın

Aslan perhizi bozsun

 

Bir cesedi kukla gibi taşırken

Avlanan hayvanın

Avlanmak istenenin dublörü olduğunu

Ve aslanın aldatıldığını

Düşünmek istedim

Hoşuma gitti bu fikir .

 

 

Henüz 5 te üçte idik .Leopar ve gergedan görmemiştik .deklanşör seslerinin ardı arkası kesilmiyordu .7,8 yaşlarında erkek aslan bizimle beraber ilerlerken orta hasar görmüş bir yüzü ve yarasız beresiz vücuduna takıldı gözlerim. Alacakaranlık vakti silüetini düşündüm bir an onun . Aslan patilerini asfalta sürttükçe dişi aslan tarafından büyütülen çocuk hikâyelerine kaydım.Dede Korkut hikâyelerine Belki de .  Sonra da zihnimde yepyeni fabl oluşumlarına kapı açtım .

 

Safaride görülmesi en zor olan hayvanlardan birisi  vahşi köpekmiş ..Karınca yuvaları şaşırtıcı görüntüleri ve yükseklikleri ile karşımıza çıkmaya devam ediyor .Kim sizi bu yuvaların içinde 300.000 ila 1milyon arası değişen kanatlı beyaz karınca popülasyonunun yaşadığına inandırabilir .

 

Tepede yepyeni bir ay var . Spot ışıklarımız da yanacak az sonra .Hava kararmak üzere saat 18:45’ e geliyor . Sesler cricketlerden yani cırcır böceklerinden geliyor .Onlara ağustos böceği nasıl diyebilirim ki bu yarımkürede .

 

Geldiğim ülkede mevsim kış ,burada yaz ama etrafa bakınca nasıl da açıyor içimde bahar .. Vivaldi neredesin ? 4.Mevsimi de getir yanıma .

 

Aslanların zürafaların ayaklarını kaydırmak icin asfalta sürüklemeleri dışında kimbilir daha kaç taktikleri var .

 

 

Farlarımız açıldı .Gözlerim bozuk olduğu için dürbün ile çıplak göz ile görebildiğim kadar iyi göremiyorum .o nedenle bana uzatılan dürbünü iade ediyorum .Etoburların avlanma saati gelmiş olabilir .Su içmeye giden sırtlan gergedana mı sataşıyor belli değil . Karanlıkta parlayan gözler aramak ise meditasyonların en güzeli .

 

Gergedanlar boynuzları için soyu tükenmekte olan tektoynaklılar  .Çalıların arasından keratin ağırlıklı bu görüntülerin ardından gözlerim daldı yine . Silah kabzası olsun diye boynuzuna el uzatan bi avcının gözlerine sert sert baktı yüreğim. Zulu’nun birisi ile bakıştım belki de kimbilir üzerinde şans getirsin diye  taşırlar ya hani …

 

 

Kaç hayvan doğum yapıyor acaba şu sırada .Yalnızlık nasıldır av olmadan bir antilopa .Bana ölümü ne düşündürebilirdi bu akşam safari olmasa idi .Selam anneciğim ,selam babacığım .Görüyormusunuz karınca yuvalarının içinden çıkan ağaçları.Bu nasıl verimliliktir .Yoksa onları siz mi besliyorsunuz . Spotu tutmayın annemin ve babamın üzerine . Bakmayın gözlerinin içine .

 

 

Birden gray darker geçti önümüzden .Bu utangaç  hayvan tek eşli bir antilop . Tabi bu tek eşlilik ve çok eşlilik ilginç bir kavram ve doğada daha fazla gözlem gerektiryor zira sosyal tekeşliliğin cinsel tekeşliliği gerektirmediği pek çok gözlemden sözediliyor son yıllarda.Kuşların belki de yüzde 90'ı tekeşli ama bu  sosyal tekeşliliğin, DNA çözümlemelerinin keşfiyle birlikte, cinsel tekeşliliğe tekabül etmediğine ilişkin raporlar vardı .Hemen ardından karşımıza bir kudu çıktı .Arada bir yolun ortasına atlayan ya da saklanan impalalar ise kaile alınmadıkları için üzülüyorlarmıdır dersiniz ? Bence hiç te umurlarında değil .

 

 

Venüs ne kadar da parlak bu gece .Belki de hergece böyledir .  Bushbaby maymunu nasıl da sıçrayıverdi bize sürpriz olsun diye . 7 metre zıplayabiliyormuş.Tam da zıplarken fotoğrafını çekmek harika olurdu ama olmadı .

 

İşte Roy’un gözünden kaçmayan ve bizim bütün ataklığımıza rağmen hiç istifini bozmayan ve rengini değiştirmek için bile zahmet etmeyen bukalemun.yemyeşil ve hemen elime bir çizik attırıverdi . Yaklaşık 22 cm uzunluğunda yetişkin bir bukalemunun gecenin en fotojenik hayvanı olacağı aklımıza gelmemişti .Ametist yüzüğümün üzerine bastı .asıl bir enerji patlaması yaşar bilmiyorum . ellerimin üzeri benden ayrılırken biraz daha çizildi .

 

Kanatlı karıncaların yani termitlerin çıkardıkları Kloroflorokarbon gazının ozonu delişine şaşırmıyorum .Etrafta sprey ya da buzdolabı aramaya gerek yok .

 

Safari turumuz sona eriyor . Uyumadığı içinde gecenin kalp atışları ise , hiç yavaşlamıyor bu parkta ..

 

26.11.2003

 

 

Gece gündüze alternatif

Bilseniz bu safari ne keyif

Aslan sabahın erken saatleri

Leopar ise geceleri aktif .

26.11.2003

 

 

Aklım başımda ,başımda bir kafa

Kafamı çevirince aksi tarafa

Karşıma çıktı iki zürafa

 

 

İşte kocaman  patili  bir arslan

Nasıl olursa olsun gözü kaşı

Tipik kedi davranışı

İnat ederse akbaba

Az sonra aslanın yeni  aşı .

 

İçimde bazen bir ev kedisi

Bir arslan olur ya bazen

O zaman düşünürüm

Adrenali bu kadar yüksek bir gecede

Aç karnına uyku tutar mı bir aslanı

Ya da bufalolu bir sandviç ,

Sabaha kadar tutar mı midesini .

H.Çiğdem Yorgancıoğlu

 

 

Kurbağa seslerini duyuyormusunuz .Suyun içinden hamam sefasında gibi vıraklıyorlar . Bir Uzakdoğulunun Çorba tabağında olsalar nasıl susarlar oysa ki . Süt güğümüne düşen ve kurtulmak için çırpınırken sütü tereyağına dönüştüren kurbağanın hikâyesini anımsadım ve bankta yanımda oturan rehberlerin konuşmasına da kulak kabarttım .

26.11.2003

 

 

DOĞA İLE ARKADAŞ

Toplu iğne başından daha büyük böceklerle dolu bir oda

Kertenkelenin bir duvarda diğeri geziyor aynamda

Tam elime peçeteyi ,alıp atacaktım dışarı onları

Şöyle bir kafamı kaldırıp tavana baktım da

Rahatlarını kaçırmaya değmez dedim

Nasıl olsa diğerleri tepede sırada .

 

Bungalow

 

 

 

İMPALA

Neyin silüeti yaklaşıyor dizelerime

Yazabilirmiyim şiirimi  bir antilopun

Dizlerine

Dizüstü çökecek av olur ise .

 

Haydi bakın etrafa ,toynaklarınla

Toprağı eşele ,çapala

Hipnotize eder gibi yaklaşıyor sanki aslan

Emrediyor sanki ,”hadi kaçmadan yalpala”

Bu sesi duyunca

Ne yapacak acaba bu gece bir impala

Kendi ölümünü geciktirmek için

26.11.2003

 

 

 

Karıncaların eski uygarlıklarını düşünüyorum . Karınca Z ile de selamlaşıyorum . Kraliyet prensesi Bala bana Böcektopya’dan  göz kırptı ..Gidebildiğim kadar eskiye gitmek istiyorum . Şekerleme yapan aslanların görüntülerini çağırıyorum zihnime . Spor amaçlı avlanan aslanlarda var karınları aç olduğu için avlananlarda . Tıpkı insanlar gibi .

Sinsice sıçrayıp  bir impalayı havada yakalayıp yere indirmek isteyen bir aslan ,benimle göz teması içinde .Sözcükler söyledim biraz gerçek biraz hayali Ve hepsinin teması kendi içinde .

26.11.2003

 

 

 

Soy tüketmek yasaklandı

İçimde bugün ,

fildişi ticaretini yasaklamayak isteyen bir yasa uyandı

Sanki  bir filin dişi, uyandığımda yanağıma dayandı

 

Bahsederken biz ondan bundan

İki dereden bir aradan

Çıkınca karşımıza beşin dördü

,Aslan Bufalo  fil ve   gergedan

Ortalık hodri meydan .

 

Ey beyaz adam ,

Bırak dilenciliği

Otur şu safari parkına bekçi diye

İşte sana istihdam .

 

 

 

 

 

 

Pek alıştırmışım kendimi

Gyps fulvuslara bakmaya

Hani şu komik kıyafetli

Ama bunlar Gyps Africanus

Yani bu akbabalar , yerli

Sekiz kiloluk hayvanda

Beş tonluk basınc olacağı

Nereden belli .

 

 

Her yolculuğa yeni sözlerim gebe

İçimde kaç göçebe

Ve kaç derme çatma kulübe

Olduğunu bilmiyorum

Küre-i arzın üzerinde

Şimdi de baş aşağı

Geziyor geziyor

Geziyorum .

 

 

Dışımdaki hiç kimse diyor ki ;

İçimdeki Güney Afrika Muhabiri

Almaksızın herhangi bir tedbiri

Seçeneklerinden biri

Herhangi biri .

 

 

Bungalowlar parkın malikaneleri

Sürü  halinde yaşayan aslanların lideri

Sözünün eri .

H.Cigdem Yorgancioglu

 

 

Bulduğum böceklere ,kertenkelelere ,halıda uyuyan kelebeğe hepsine isim koydum .işte simleri . Xhosa, Sotho, Venda, Tsonga, Pedi,  ,Shangan ve Ndebele.isimlerini yadırgadıklarını sanmıyorum .

Skukaza

26.11.2003

5 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 Rating 5.00 (1 Vote)