GİRİTLİ

giritli

Herkese Merhaba,

Ben 1. Kuşak Girit mübadili ailelerden birinin kızıyım. İzmirli olan ailem hala Girit kültürünü takiben bir eğitim anlayışı ile benim bugünlere gelmeme yardımcı oldular diyebilrim.

Çocukluğumdan beri pilavın zeytinyağı ile yapıldığı, zeytinyağlı yemeklerin çoğunlukla bulunduğu, otların taze haşlanmış salata olarak ya da zeytinyağlı yemek olarak sunulduğu sofralarda Giritli yemek kültürünü gözlemledim.

Dolayısıyla bu kültürü özümsedikten sonra ileriki yaşlarımda yöresel mutfaklar ve dünya mutfaklarıyla ilgilenmeye başladım. Bu ilgim tutku haline dönüştüğünde ise mesleğim olan hukukçuluğun yanı sıra mutlaka mutfakla ilgili birşeyler yapmak zorunda olduğumu farkettim. Önüne geçemediğim ve hiçbir şeye değişemediğim bir aşk gibiydi. Sürekli okudum. Denedim. Yanıldım. Gelişimime ailemde ve çevremde kimse inanamıyordu. Tencereler ve tavalar ile o derece güçlü bir bağımız oluşmuştu. Bana ayrılan bu köşede sizinle bugüne kadar biriktirdiğim ve hala birktirmeye devam ettiğim bilgileri paylaşabilme ihtimalim şimdi beni inanılmaz mutlu ediyor.

Ben Giritli olmaktan gurur duyan Girit tutkunu biriyim. Hala devam eden yemek programımda da sürekli Girite olan aidiyet tutkumu hissettirdiğimi farkediyorum ancak elimde değil. Önümüzdeki haftalarda D-Smartta yayınlanmakta olan Yemek Kursu Programından görüntülerimi de sizinle paylaşacağım.

Daha küçücük yaşlarıma dönecek olursam, o yıllarda dahi haşlanmış otların üzerine zeytinyağı ve limon ilave etmem gerektiğini bilirdim. Bu ilk yazımda sizlere biraz Girit beslenme alışkanlığından bahsetmek istiyorum.

Belki aranzıda sıklıkla duyan olmuştur. Giritliler içni vazgeçilmez yiyecekler arasında en başta otlar gelir. Protein ve karbonhidrat bakımından fakir olan bu besinler pek az yağ içerdiklerinden su oranları yüksektir ve bu sebeple otlar, insanları beslemekte, sağlıklı tutmakta ve aynı zamanda onları doğayla bütünleştirmektedir. Giritlilerin bu nedenle en uzun yaşayan insanlar olduğu söylenir.

Çocukluğumda babaannemin yada annemin elinden tutup semt pazarlarında belirli yerlerde ve belirli kişilerce satılan ot pazarlarına gittiğimi hatırlıyorum. Otçulardan otları itina ile satın alırdık. Otçular, otları tanıyabilen ihtisas sahibi kişilerdi. Çoğu otları kendilerine toplarlar ve satarlardı.

Otların en bol olduğu mevsim ilkbahardı. İlkbaharda o kadar cok ot salataları ve yemekleri tüketirdik ki birbirimize fazla ot yediğimizden dolayı ‘Keçi’ lakabı takardık. Bazı Giritlilere hangi otlardan yedikleri sorulduğunda keçinin yediği her otu yediklerini söylerler, çünkü, keçi, ağzının tadını bilen, otları tanıyan ve seçen temiz ve titiz bir hayvandır.


Girit Türklerinin ota düşkünlükleri ile ilgili olarak çeşitli kıssalar anlatılmaktadır: Bir Giritli ile bir inek tarlaya girmişler. Tarla sahibinin oğlu babasına koşarak; - Baba, bir inekle bir Giritli tarlaya girmiş ne yapayım? diye sormuş. Babası da; ineğe dokunma doyunca çıkar. Fakat Giritli hepsini toplar gider. Onun için sen Giritliyi çıkar diye cevap vermiş.


Kuşaktan kuşağa, kulaktan kulağa bu kültür anlatılmış anlatılmakla ancak, Girit Mutfağının Geleneksel tarifleri bugüne kadar ne yazık ki kapsamlı bir biçimde ele alınmış değildir.

İş bu vaziyetten kendime görev bilip bir Girit Mutfağı kitabı hazırladım. Giritli ismini verdiğim bu kitapta balkabaklı tarifler, zeytinyağlı yemekler, balıklar, deniz ürünlü yemekler, zeytinyağında pişirilen et yemekleri, enginarlı yemekler, otlar, dolmalar, ekmekler, marmelatlardan oluşan toplam 240 Geleneksel Girit Mutfağı tariflerine yer verdim. Kitabım basıldığı zaman büyük bir heyecanla buradan sizinle paylaşacağım.

Umuyorum ki bu derlemem, yeni bir mutfak kültürü öğrenme arayışında olan kimi okuyuculara, Giritli olup kendi yemek kültürü hakkında fikir sahibi olmayanlara ve/ veya konuyla ilgili olsun olmasın, yalnızca merak eden insanlara bir nebzede olsun faydalı olacak.

Şimdilik benden bu kadar..

Sevgilerimle.