Doğum Kontrol Hapları (Oral Kontraseptifler)
Yumurtlama (ovulasyon) sürecinin geçici olarak durdurulmasını sağlayan haplardır. En yaygın kullanılan doğum kontrol hapları östrojen ve progesteron hormonunun ikisini birden içeren kombine haplardır.
Düzenli olarak kullanıldıklarında doğum kontrol haplarının koruyuculuk oranları çok yüksektir.
Kullanım şeması:3 hafta kullan- 1hafta bırak, veya
21 gün kullan- 7 gün ara ver; şeklinde özetlenebilir.
İlk kez başlayacak olanların ilk hapı adet başlangıcının tercihen birinci günü,
en geç beşinci günü almaları gerekir.
* Hergün belli bir saatte bir tablet tok karnına alınır.
* Kutuda 21 tablet bulunur.
* İçinde bulunan 21 tabletin bitiminden sonra bir hafta ilaç alınmaz.
* Bu bir haftalık dönemde adet görülür.
Doğum kontrol haplarına düşük ve kürtajdan hemen sonra başlanabilir. Ancak kombine doğum kontrol hapları (hem progesteron hem östrojen içerenler) anne sütünü bozabileceklerinden doğumdan hemen sonra ve emzirme döneminde uygulanmaları uygun değildir. Emzirme döneminde kullanılabilecek, sedece progesteron içeren haplar tercih edilebilir. Emzirmeyi düşünmeyenlerde ise doğumdan 6 hafta sonra başlanabilir. Daha önce başlandığında damarsal problemler oluşabileceğinden lohusalık döneminde kullanılması önerilmemektedir.
Şu durumlarda doğum kontrol hapı kullanımı sakıncalıdır;
* Nedeni belirlenmemiş kanaması olanlarda,
* Tromboflebit (damar iltihabı) öyküsü olanlarda,
* Damar tıkanıklığı olan ya da öyküsü olanlarda,
* 35 yaş ve üzeri olan ve sigara içen kadınlarda,
* Karaciğer hastalığı olanlarda.
* Migren öyküsü,çeşitli kalp hastalıkları, nedeni bilinmeyen başağrıları, hipertansiyon, diabet gibi hastalığı olanlarda ise ileri incelemeler yapıldıktan sonra doktor kontrolü altında kullanılabilir.
Daha önce doğum yapmamış, yeni evli olan ve korunma isteyen, belli bir süre çocuk istemeyen kadın için en uygun seçenektir.
Doğum kontrol haplarının, etkin doğum kontrolü olmasının dışında bazı avantajları ve yararları da tespit edilmiştir.
Bunlar:
* Adet kanamasının miktarını azaltarak gereksiz kan kaybını önlerler.
* Adet sancısı, doğum kontrol hapı kullananlarda daha az sıklıkla görülür.
* Adetin düzenli olmasını sağlarlar.
* Uzun süreli kullanan kadınlarda rahim iç tabakası kanseri ve yumurtalık kanseri çok daha az görülür.
* Yumurtalık kistleri ve memenin iyi huylu hastalıkları daha az görülür.
* Kalın barsak kanserinden de koruyucu etkisi üzerinde giderek daha fazla sonuç bildirilmektedir.
Dikkat ! !
Doğum kontrol hapları damar sistemi üzerinde çok önemli etkiler yaptıklarından bu sistemin herhangi bir bölümünde tıkanıklığa yol açabilirler. Bu durum teorik olarak her zaman olabilir, ancak günümüzde kullanılan düşük doz ilaçlar sayesinde ender görülür hale gelmiştir. Bu oran normal gebelikteki riskin yarısından azdır.
* En sık görülen yan etkisi hafif bulantıdır. Bu durumda bulantı giderici ilaç kullanılabilir.
* İlk üç ayda hafif ara kanama yapabilir. Bu geçici bir durumdur. Üçüncü aydan sonra da bu durum devam ederse ilacı değiştirmek gerekebilir. Bu durum vücut ilaca uyum sağladıktan sonra genellikle bir-iki ay içinde kaybolur. Geçmeyen kanamalarda doktora başvurmanızı öneririz.
* Genellikle adet kanamasının miktarı ve süresi kısalır. Bu, istenen bir etkidir. Bu şekilde kan kaybı oranınız ve dolayısıyla demir eksikliği anemisi riski azalacaktır.
* Jinekolojik muayene olmadan kullanılmamalıdır.
* İlaç alma unutulursa eksik hap 12 saat içinde alınabilir. Veya ertesi günü iki adet birden alınmalıdır. İlaç üç günden daha fazla unutulursa kalan tabletler yine düzenli olarak alınmaya devam edilir ancak o ay prezervatif gibi ek bir korunma yöntemi uygulanır.
* Ağrı kesicilere cevap vermeyen başağrısı, görme bozukluğu, göğüs ağrısı, bacaklarda şişme ve ağrı, karın ağrısı gibi durumlarda ilaç alımı kesilip doktora müracat edilmelidir.
* İlaç kullanımının kesilmesine rağmen düzenli adetlerin geri dönmesi nadiren gecikebilir. Bu
durum ilk üç ayda sıklıkla ortadan kalkar. Ancak bir yıla kadar adet görülmeyen durumlar olabilmektedir. Doğum kontrol haplarının kadın üreme sisteminde kalıcı bir hasar bırakmaları söz konusu değildir. Adet görememe durumunda uygun tedaviyle ya da kendiliğinden, düzenli adetler tekrar oluşur.
Doğum kontrol haplarının düzenli kullanımı ile pratikte gebelik oluşmaz. Ancak ilacın alınmaması, ilacın son kullanma tarihinin dolmuş olması veya barsaktan emilimini azaltan bazı ilaçlarla birlikte kullanımı, aşırı ishal vb nadir durumlarda gebelik oluşabilmektedir.
RAHIM IÇI ARAÇLAR (RIA) VEYA SPIRAL
Gebelik oluşması için koşullardan biri, rahim içinin bu gebeliği destekleyecek yapıda olmasıdır. Rahim içinin bir başka kiracı tarafından doldurulması gebeliği önleyecektir. Bu mantıktan yola çıkarak spiral (Rahim içi araç=RIA) geliştirilmiştir.
Özel bir maddeden üretilen, genellikle 'T' şekilli aletlerdir. Plastik elemanın etrafına bakır tel sarılıdır. Bazı spirallerde ise bakır yerine hormon eklenmiştir (progesteron). Ayrıca plastik elemanın alt ucunda iki adet iplik bulunur. Bu ipler spiralin kontrolünde ve çıkarılmasında kullanılır.
Rahim içine yerleştirildiği andan itibaren RİA, burada yabancı bir madde olarak algılanır ve bölgede bir reaksiyon oluşturur. Bu reaksiyon rahim içine ulaşan spermlerin etkisiz hale gelmesini sağlar ve gebelik önlenir.
RİA' lar takılır takılmaz korumaya başlar ve çıkarıldıkları andan itibaren koruyuculukları biter. Koruyuculuk süresi değişkendir. Bu süre genellikle 5-10 yıl arasında olmakla birlikte, etkinliği arttırmak için ve koruyuculuğu garanti altına almak için spirallerin 5 yılda bir değiştirilmesi uygundur.
Koruyuculuk oranı oldukça yüksektir; ancak %100 değildir. Kullanan 100 kadından bir yılda biri gebe kalır.
İlk doktor görüşmesinde dikkatli bir sorgulama ve jinekolojik muayene yapılır. Smear alınır. RİA kullanılmasına engel teşkil edecek bir durum yoksa takılacak gün belirlenir.
Takılmasının daha kolay olması nedeniyle adet kanamasının son günleri tercih edilir. Genellikle ağrı vermeyen bir işlemdir. Çok ağrı duyulursa doktor işlemden önce bölgeye az miktarda lokal anestezi uygulayabilir.
Spiral düşükten, kürtajdan, ya da doğumdan hemen sonra uygulanabileceği gibi, sezaryen esnasında da uygulanabilir.
Geçirilmekte olan veya geçirilmiş olan pelvik enfeksiyonlar,
Geçirilmiş dış gebelik,
Çok sayıda cinsel eşe sahip olunması,
Vücut direncini düşüren durumlar,
Kalp kapak hastalığı olan hastalara da RİA takılmaz.
En büyük dezavantajları enfeksiyonlara yatkınlık yaratmalarıdır. Ancak uygun kişilere takıldıklarında enfeksiyona nadiren neden olurlar.
RİA takılması esnasında;
Rahim delinmesi,
vazovagal reaksiyon (işlem esnasında bayılma) gibi riskler her zaman mevcuttur.
Uzun dönemde ise ciddi enfeksiyonlara neden olduklarında kısırlık, abse vb
durumlara neden olabilirler.
Ancak dikkatli uygulamalarda ve kadının tehlike belirtilerinde hemen doktora başvurması durumunda bunlar nadiren görülür.
Progesteron içeren modeller kanama miktarını azaltır ve bu özelliklerinden faydalanmak amacıyla da uygulanırlar. Bunun aksine bakırlı RİA'lar hemen tüm kadınlarda kanama miktarını artırırlar. Adet döneminin daha ağrılı geçmesine neden olabilirler. Bu durumda ağrı kesici ve antienflamatuar özelliğe sahip ilaçlarla tedavi faydalı olabilir. Sürekli lekelenme, aşırı adet kanaması ve aşırı kramp tarzında ağrılarda ise doktora en kısa sürede başvurmak gerekir.
Uygulandıktan bir ay sonra kontrol gerekir. Bu kontrol normalse yıllık kontrol muayeneleri yeterlidir. Beş yıl sonunda spiral aynı kontrol seansında çıkarılıp bir yenisiyle değiştirilebilir. Doktor muayenesinde enfeksiyon saptanırsa, hafifse RIA çıkarılmadan uygun tedavi verilir ve tedavi bitiminde yapılan kontrolde enfeksiyon bitmişse RIA yerinde bırakılır. Enfeksiyon ağırsa hastane koşullarında tedavi etmek gerekebilir. Bu durumda antibiyotik tedavisi başladıktan sonra RIA çıkarılır.
RIA kullanırken gebelik oluşursa bunun dış gebelik olma ihtimali normale kıyasla fazladır. Adet gecikmesi durumunda hemen dış gebelik olasılığı araştırılmalıdır. Muayenede rahim içi gebelik saptanırsa ve gebeliği devam ettirmek isterseniz spiral ciddi enfeksiyon riskine karşı çıkarılmalıdır.
TÜPLERİN BAĞLANMASI (TUBA LİGASYONU)
Kadın üreme organlarında spermle yumurtanın buluşmasını engellemek için geliştirilen cerrahi bir yöntemdir. İlk kez 1823 yılında uygulanmıştır.
Genellikle küçük bir karın kesisi ile (3-5 cm) tüplere ulaşılır ve tüpler bağlanır. Birkaç farklı bağlama çeşidi vardır. Laparoskopi ile de yapılabilmesi bir avantajdır. Ek olarak hemen doğum sonrasında veya sezaryen sırasında da yapılabilir.
Etkinliği %100' e yakındır. Çok az bir oranda tüplerin tekrar açılabilmesi ve gebelik ihtimali akılda tutulmalıdır. Operasyon tekniği başarı oranı ile ilişkilidir.
Adet bitimini takiben gebe olunmadığından emin olunarak uygulanır. Kısa süren küçük bir operasyondur. Aynı gün taburcu edilerek 1 ay sonra kontrole çağrılır.
Her cerrahi girişim gibi bazı özellikler taşır. Enfeksiyon riski, komşu organ zedelenmesi, anestezi riskleri göz önünde bulundurulmalıdır. Dikkatli bir operasyon tekniği kullanıldığında risk çok düşüktür.
Çocuk istemi olmayan, aile planlamasını tamamlamış çiftlerde uygun bir yöntemdir. Genellikle ileri yaşta uygulanması tercih edilir. Geri dönüşümsüz bir yöntemdir. Tüp bağlanmasının geri çevrilmesi çok zor ve mikro cerrahi gerektiren, başarı oranı düşük bir operasyon olduğundan, işlem öncesi danışmanlık büyük önem taşır.
Halk arasında yanlış bilinen bir nokta tüp bağlanmasının adet miktarını etkileyebileceği veya ağrılara neden olabileceğidir. Uygun teknikle yapıldığında, yumurtalık kan dolaşımı etkilenmeyeceğinden bu endişeler yersizdir
| < Önceki | Sonraki > |
|---|

