Bu yalnızlık sorunu sanıyorum ılerleyen yaşlarda,özellıklede otuz yaşını geçmiş kadınlarda gundemı en işgal eden meselelerden bırı oluyor...Belkıde sızde benım gıbı doğum gününüze yaklaştığınız son gunlerde içsel bır sorgulamaya gırıyorsunuzdur.Ne hısseder kadınlar;yaşlanmaya başladıklarını mı,yoksa kadın için en güzel yaşlarda olduğunu fark edebılmeyı yada farkedılebılmeyı mı?
Yalnızlık kavramı kişiden kişiye ve bulunduğu ortama ve hayat şartlarına bağlı olarak değişebılıyor...Ama değişmeyen tüm kadın ruhunda aynı izler bırakan bır takım duygularımız hepimizde ortak...Belkıde kadın olmak bu ne dersınız?...
Yalnızlık bu tek kelime özellikle yalnız bir kadınsanız,size çok farklı bir duyguyla gelir.Yalnız bir kadın olmanın zorluklarını hiç düşündünüz mü?Ve neden hala yalnız olmaya devam ettiklerini…
Duygusal ilişkilerinde,acaba kaç kere,sarılıştan sevişmeye,şefkatten şiddete çok geniş yelpazeye yayılmış olan tensel arzularının çeşitliliğini sadece bir tek tensel arzu bilen erkeklere anlatamadıkları için erkeklerin sevişme isteklerine evet deyip,o sevişme içinden kendi ihtiyaçlarını almışlardır…Yalnızca sevgiye,ilgiye,şefkate ve kadın olmayı hissetmek için sevişmeye evet demiş kaç kadın vardır kim bilir…
Etrafımıza biz göz gezdirelim,yalnız yaşayan kadınların gittikçe arttığını görebiliriz.Neden bu yalnızlık tercih edilir,özellikle eğitim seviyesi yüksek,ekonomik özgürlüğe sahip kadınlar ön sıralarda bu yalnızlık kervanında…Ne hissederler?
Hem ruhları,hem tenleri ,duyguların ve dokunuşların binbir çeşidine açık ve duyarlı olan kadınlar hayatın içinde tek başlarına kaldıklarında hissettikleri yalnızlık, bir erkeğinkinden çok daha yoğun ve derin olur…
Geceleyin,gün boyu hangi kimlikte dolaşıyorlarsa o kimlikten soyunup,yalnız bir kadın olduklarında,yataklarına yorgunca otururlar…Yorganın altına girmeden önce hayatlarını düşünürler.Bir yerde hata yapmış olduklarına dair isimsiz ve nedensiz bir pişmanlık belirir içlerinde…
Erkeklerin ve kadınların arasındaki en büyük farklardan biride ruhlarımızdadır.Erkeklerin duygu ve ten dünyası geniş bir çimenlik gibi dümdüz uzanırken,kadınlarınki içinde,çiçeklerin ,kelebeklerin uçuştuğu,ağaçların çeşitli otların büyüdüğü ,karmaşık bir bahçe gibi yayılır..Bu bahçeye bir el dokunmadığında yabani otlar etrafı sarar ve o guzel bahçeyi yavaş yavaş kurutur…Bir çok duygu yeterince sulanmadığında solgunlaşır ve sonunda bahçe kuru bir toprak parçasına döner…
Zamanla birlikte yalnızlığının farkına varan kadın işte o zaman,telaşlanacak,ruhu tedirgin dolaşacak ve ilk gördüğü ona ilgiyle davranan erkekte bulmaya çalışacaktır neden yalnız olduğunun sorusunun cevabını…belkıde o telaşla yanlış bir seçim yapacaktır…
Kadının telaşı geçen yılların ardından son kalan gençlik ve güzelliğinin yaşandığı yıllara girildiğinde son haddinde yaşanacaktır.Rastladığı erkek, kadının ne istediğini anlamayacak,sıcak bir sarılışın,sevişmenin ardından gelen uykuda yaslanılan şefkatli bir omzun sıcaklığının,özlendiğinin farkında bile olmayacaktır...Kadının telaşı daha da artacak ve ruhunda derin yaralar bırakacaktır…Bir çok güzel, başarılı,ünlü kadının hiç beklenilmeyen skandallarının,kendisini utandıracak olayların parçası olmasında ,sanırım o’nun’kötü bir kadın’ olmasından çok’yalnız bir kadın’ olmasının payı vardır..
Yalnız kadın olmak zordur.Ruhundan,teninden,yayılan bir istekler senfonisinin hiç duyulmamış olması,onu bomboş bir salonda konser veren büyük bir orkestra gibi hissettirir…ve zamanla piyanosunun tuşlarına dokunmak bile istemeyebilir.
Yalnız bir kadın olmak ,yalnızlığın kendisinden bile daha ürkütücü bir duygudur…Hayatımızda kendimizi yalnızlığa mahkum etmeden önce,yaşantımızı bir gözden geçirelim ve sert yanlarımızı biraz törpüleyelim lütfen…Unutmayalım ki yuvarlak köşeler her zaman çok daha güzeldir…
Dilerim herkesin bahçesinde ,rengarenk kelebekler uçuşsun,ve sevgili bahçıvanlarımız hep yanımızda olsun…
| < Önceki | Sonraki > |
|---|

