Gezi Rehberi

Çiğdem’in DİPLOMASİ Günlüğü – Pravda vitezi  ÇEK CUMHURİYETİ


Sermayenin aldığı kararların, kendileri tarafından alınmış kararlar olduğunu sananların ya da kararsızlara böyle benimsetenlerin karasızlığında çalkalanan dünya karargahında, haklı ve insandan yana kararı kesin olanların  kararlı,hakikatlı  duruşu  lazım geldiğine hep inandığım yeni bir Pazar akşam vakti Aralık ayının onsekizi kararlılığındayım. Avro bölgesi olarak tanımlanan  “Eurozon“  içinde yaşanmakta olan ağır krizin yanısıra, Avrupa Birliği’nin Şatosunda kuruluştan bu yana böylesi keskin bir viraja girdiği, İngiltere ile yol ayrımına geldiği, Kıta Avrupasında hızlı ekonomik ve siyasi değişimlerin metamorfozda yaşandığı şu günlerde Beyaz, kırmızıdan, maviye dalgalanıp esmekteyim. Okurken, yazarken, konuşurken ve eyleme geçerken kış ortası kar baharı bekleyen bünyem için, Orta Avrupa'da Bir Bohemya rüzgarıyım bugün kendi davamda.

Benim doğduğum yıl Prag Baharı Çek tarihinin en önemli entelektüellerinden V.Havel’in yazı yazmasının yasaklandığı bir yıldı. Yani bahar sözü sanıldığının aksine  Arap Baharı ile lugatlara girmiş değildi. Geçmişe dönük yüzümden daha bugüne yaklaştığımda Çek Cumhuriyeti  Prag ve Karlovy Vary ziyaretimin üzerinden de 6 yıl geçmiş. Prag günlüklerimden bir enstanteneye bakıyorum.

Çekme elini deklanşörden . Çek .
Çek ellerini üzerimden çek
Prag’da gördüğüm ve görmediğim
Herşey,masal şehir“de gerçek.
Kafka ile metamorfozdayım
Gregor Samsa ile hazdayım
Charles Köprüsü üzerinde
Bir melodika ile nazdayım
Varomanın hafifliğinde
Çok değil olan biten ,ben azdayım
Ortaçağ içinde gününü milenyuma dönmüş
Milena'ya Mektuplar'ın düşlerinde
2.Dünya savaşı sonrası bir yazdayım

Hicran Cigdem Yorgancioglu - Prag 2005

Mayıs ayı ortalarında Çek Cumhuriyeti Başkonsolosunu yerinde ziyaretim sırasında sohbetimizde, sonrasında da canlı yayın sırasında ülkesindeki tarihsel arka planı gerek Komünist dönemi gerekse de Kadife Devrimi’ni net şekilde anlatışı, salt tarihi süreçler ve bu süreçlere ait tarih anlatılarının ötesinde sohbete katkısı olan entelektüel birikim aktarımı etkilemişti beni. Sonrası kültürel faaliyetler, eğitim ve kültür projelerinin hayata geçirilmesi konusunda samimi olduğu kanaatim oluştu. Etkin kültürel ve sosyal çalışmalar konusunda yol alacağıma inandığım, önce Varşova Üniversitesi sonrasında Prag’daki Charles Üniversitesi’nde Çek&Leh Dilleri arkasından Leh Dili &Edebiyatı‘nda doktora derecesi bulunan Çekçe’nin yanı sıra çok iyi derecede  İngilizce, Fransızca, Lehçe, Rusça ,orta derecede Almanca, Slovakça bilen bir zamanlar Hindistan’da Bombay‘da başkonsolosluk yapmış olan güler yüzü ve samimiyetinden keyif aldığım, kültürel derinliğinden ve araştırmacı yanından etkilendiğim Çek Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu bayan Irena Krasnicka’dan bahsediyorum.Charles Köprüsünün inşaatına başlanma tarihindeki enteresanlığı rakamlar ve anagramlar üzerinden anlatışım,Kafka yorumum ilgisini çekmişti. Çek Cumhuriyeti’nin tarihine ve kültürüne dair detaylı bir konuşma yaptık.
Haziran ayında Cemile Sultan Korusunda katılıdğımız resepsiyon sırasında kültürel anlamda sanatçıları yayına getireceğini söylüyordu Bayan Krasnicka ve aradan çok da uzun zaman geçmeden  Prag'daki ünlü sinema okulu FAMU'dan 1974'te mezun olan, Bu sene filmleri Türkiye'de ilk kez sunulan, yalnızca Çek Cumhuriyeti'nin değil aynı zamanda dünyanın ve çağımızın yaşayan en önemli belgeselcilerinden biri olan Helena Trestikova Çek Başkonsolomuz ile birlikte konuğum oldu. Son 35 yıldır imza attığı filmlerle gözlemci belgesel türünün ustaları arasında özel bir yer edinmiş, işleyeceği konularını seneler boyunca takip ederek oluşturduğu yoğun emek ürünü filmler ile isim yapmış Trestikova’nın Documentarist programı kapsamında gösterilen 2008 yılında En İyi Avrupa Belgeseli seçilen- “Rene” nin tam 20 yıllık takip neticesinde geçen yıl tamamladığının diğer yandan  “Katka” nın 14 yıllık bir takibin sonucu ortaya çıkmasının hikayelerini konuştuk.
Kasım ayında, Çek Başkonsolosumuz ile birlikte gelen yayın konuğum, 1955 yılında doğumlu Charles Üniversitesi’nde Fransızca ve Rusça okuyup 1979’da mezun olan ve Prag’da yaşamakta olan ünlü Çek fotoğraf sanatçısı Dana Kyndrova idi.Öncelikle İfsak(İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği)daki sergisini izledim Kyndrova’nın.İlk Nefesten, Son Nefese Kadınlar isimli projesi 70’ler ve 90’lar arasında çekilmiş fotoğraflardan oluşmakta idi  ve amacı bir kadının doğumundan, ölümüne kadar hayatının tüm farklılıklarını yakalamakmış. Fotoğraflar hem katalog hem de sergi formatı olarak bir çeşit hayat hikayesi oluşturacak şekilde hazırlanmıştı. Tüm proje Ergenlik, annelik, aile, eğlence, iş, erotizm, inanç, yaşlılık olarak sıralanabilecek 8 bölüme ayrılmış.Fotoğraflar bir insanın ya da daha net olarak bir kadının hayat serüveninin objektif kronolojisinden daha çok, tüm varoluşumuz sırasında bize eşlik eden ve etkileyen başlıca yaşam değerlerini anlatmakta imiş. Betimlenen kadınlar genel olarak Avrupalı kadınlar ve fotoğraflar büyük çapta Çek Cumhuriyeti’nde çekilmekle birlikte bazıları 1993 yılında sanatçı Bern Kantonu tarafından kadın temasını keşfetmek üzere 6 ay misafir edildiği İsviçre’de, Fransa Dışişleri Bakanlığı tarafından 2ay boyunca misafir edildiği Fransa’da,İngiltere, Rusya, Ukrayna, Almanya, Slovakya, Polonya ve Estonya’da çekilmiş.
Bale Okulu, Moulin Rouge, Alışveriş arabasındaki bebek,Refugee Camp/Mülteci kamplarına ilişkin fotoğraflara dair pek çok soru yönlendirdim. Bir yandan Paris’te Paul Eluard’ın Salvadaor Dali bağlantısını anlattım sanatçıya. 10 yıl boyunca Çek Teknik Üniversitesi, Makine Mühendisliği Fakültesi, Yabancı Diller Departmanında çalışıp 1989 Kasım’ında Sahne Sanatları Akademisi, Yabancı Diller Departmanına geçip 1992 yılından bu yana serbest fotoğrafçı olarak çalışmakta ve özellikle siyah-beyaz hümanist fotoğrafçılık konusunda uzmanlaşmış olan Çek profesyonel Fotoğrafçılar Derneği tarafından küratörlük çalışmaları nedeni ile  ‘2008 Yılı- Yılın Fotoğrafçısı‘ olarak seçilmiş olan sanatçı 18 yaşından beri fotoğraf çekmekte imiş. Eserleri gerek yurt dışında, gerekse kendi ülkesinde bir çok sergide yer almış ve 6 yayını bulunmakta imiş. Nepolepšitelná víra v lepší budoucnost -Daha İyi Bir Gelecekte İyimser İnanışlar(1998), Per musicam aequo (1998), Žena mezi vdechnutím a vydechnutím -İlk Nefesten Son Nefese Kadınlar) (2002), Odchod sovětských vojsk(Sovyet Ordusunun Ayrılışı(2003), Podkarpatská- Rus Karpatlar Altı Rusya (2007), annesi Libuše ile birlikte, Algerie-Togo Cezayir – Togo (2009) and Rituály normalizace / Československo 70. – 80. let Normalleşme Ritüelleri / 1970, 1980’lerde Çekoslo-vakya  (2011). 2006 yılında sanatçıya Prag’taki evsizlerin hayatlarını belgelemek üzere Prag Ödülü verilmiş.
Ve nihayet Aralık ayında 2 gece evvel Çek Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu bayan Irena Krasnicka’nın Çek Cumhuriyeti’nin Visegrad(Orta Avrupa Ülkelerinin başta kültür ve entellektüel olmak üzere müşterek olan alanlarında güçlülüğü ve biraradalığı yüksek seviyede tutmak gayesi ile kurulmuş) grubu dönem başkanlığını devralması münsabeti ile Notre Dame de Sion’da düzenlenen Jurolav Tuma org konseri. 

Konser öncesi verilen resepsiyonda Türkçe’yi ana dili gibi konuşan İstanbul Fransız Başkonsolosu Herve François Magro ile en son İstanbul Bienali açılışında karşılaştığımızı konuşup birbirimizi selamladıktan sonra  Başkonsolos bayan Irena tarafından konsolos Isabella Havlova ile de tanıştırıldım. Geçtiğimiz haftalarda Kore Başkonsolosluğu resepsiyonunda tanıştığım Başkonsolosluk Ekonomi bölümü şefi Aleš Uchytil ile selamlaştık fakat konser başlamak üzere olduğu için konuşamadık. Konser için salona geçtik Ayça Hanım (Tanyaş) Konsolosluğun mesajlarını sempatik şekilde Türkçe’ye çevirdiği sırada salonda bir gülümseme vardı. Bayan Krsanicka’nın hep dikkat çekmeye çalıştığı bir husus var idi ki son konser gecesi de bu konunun altı çizilmişti ki o da Çek Cumhuriyeti’nin her an Türkiye’nin AB’ye girmesini desteklediği ve aynı şekilde Türkiye’nin de Çek Cumhuriyeti’nin NATO üyesi olma aşamasında destek verişi idi. Geçtiğimiz hafta nerede ise Çek Cumhuriyeti de AB ile yollarını ayırma noktasına gelmişti de son anda  dönmüştü bildiğimiz üzere. Bayan Irena ,gecenin anlam ve öneminin yanı sıra sahnedeki sayıları 3 ten 4 e çıkan bayrakların/armaların   anlamlarını da anlattı ,salonu bu konsere açarak organizasyonu gerçekleştiren  başta Fabian olmak üzere Notre Dame de Sion ‘a teşekkür etti. 

Rönesans’tan günümüze S.Marckfelner, Jan.Z.Lubliana, B.M.Cernohorky, J.A.Benda, J.K.Kuchar, Liszt’in yanısıra kendi besteleri ve Türk müziklerinden oluşan  repertuar ile gelen Jarolsav Tuma performansını sergilerken oldukça keyifi idi. Tarihi enstrümanları çalmayı pek severmiş. 1956 doğumlu org ve klavsen çalan, Prag Konservatuarında &Müzik Akademisinde tamamladığı eğitimini dünyaca ünlü uzmanlar yanında geliştirmiş, doğaçlama yanı oldukça kuvvetli olduğu söylenen, Avrupa’nın nerede ise tüm ülkelerinde konserler vermiş sanatçısı imiş. Konser sonuna doğru Gülnihal ve Üsküdar’a gider iken aldı da bir yağmur eserlerini de org ile yorumlayan Tuma ile konser sonrası birlikte sohbet etme ve orgunu inceleme zamanı ayrılmış olması da kaynaştırıcı bir bölüm oldu.Konser sonrası önce Başkonsolos ile vedalaşıp ardından ,Boğaziçi Üniversitesi Erasmus Projesi öğrencilerinden Lucie Drechselova ile tanışıp, bu yazıyı paylaşacağım sözünü vererek ayrıldım.

Bu sabah ülkemizde daha çok Olga’ya Mektuplar eseri, piyes,tiyatro yazarlığı, siyasi denemeleri, şiirleri özetle edebiyatçı yönü ile tanınan Kadife Devrimin öncülerinden olan eski Çek Cumhurbaşkanı ve edebiyatçısı Vaclav Havel hayatını kaybetti. Yazımı ruhuna  huzur dileyerek ve diğer yandan  Çek dilinde  "Pravda vitezi"  yani ."Hakikat hüküm sürüyor" anlamına gelen bir cümleden esinlenip  Hakikat hep hüküm sürsün dünyamızda diyerek eserek kapatıyorum..Bu rüzgarın arkası şiddetli yağmur diyor meteoroloji uzmanları yarın için.

18 Aralık 2011

http://www.cigdemyorgancioglu.net
http://www.travelblog.org/Bloggers/Cigdem-Yorgancioglu

Gezi Rehberi

CULTURAL and INNER  SAFARI  Game drives in 4x4
Safari Shall be global event attracting audiences on the path of  transforming our understanding of the meaning of civilisation versus primitivity  in the special movements. a wealth of experience with the great enthusiasms.on breathing lungs .And a new inspire for new approaches to  create new metaphors  . Cutting-edge experiences of  Safari’s and masai’s one of the most beloved and  unique communities  can  ever be  experienced.

Gezi Rehberi

 Biyolojik çeşitliliğin içinde ,Kablosuz iletişim aygıtımla gezerken MTN nin 1994 yılında kurulan ve Johannesburg borsasına kote olan ,900.000 metrekarede hizmet veren 5 milyon abonesi olan bir mobil iletişim şirketi olduğunu öğreniyorum.

Skukaza kampı ,Krueger Park

Gezi Rehberi

Güzel gülüyor . Belimde ortopedik çökme yaşanmaması için karyola’nın altına destek için gelmişti ve odayı derlemesi söylendi şef tarafından kendisine .

Akıl yürütme ve karar alma konusunda hızlı olmasa da yüzündeki gülüş kalbindeki sevgiyi işaret ediyor Elizabeth sadece 25 yaşında .Hayatının ise şimdi ya da sonra ,nasıl gitmesi gerektiğine dair en ufak bir fikri yok .Ona işi bıraktırıp biraz sohbet ediyorum odada .Çok utangaç . Önceleri yüzüme bile bakmaya çekiniyor .Sonra yavaş yavaş açılıyor . Zulu kabilesindenmiş aslında ,ailesi ile beraber oturuyormuş 7  kardeşi var ve ayda yaklaşık 750 ZAR kazanıyormuş.

Gezi Rehberi

Gözlerimi kapatıp açtım

Safariye henüz gitmedim

Kaç bufalo sürüsü ile göz göze geleceğim

Ve kime ne diyeceğim ..

Gezi Rehberi

Zamansızım ama ,geçti ise eğer zaman Biraz daha yaşlandık Nihayet Johannesburg’a iniş yaptık ve Hava limanına vardıkAdventures Across Africa seyahat şirketiprofosyonel rehber  tarafından karşılandık .

Üzerine Mandela t-shirti giymiş bir adamla gözgöze geldik .Bu alışıldık bir şey olmasa gerek diye düşündüm .Bir zamanlar sanırım 60’lı yıllar olsa gerek Bu ülkede  siyahlara ülke içinde pasaport uygulaması uygulanmışta ayaklanmalar çıkmış.. … Henüz hangi matematiksel modele dayandıracağımı bilmemekle beraber,kafama bir soru takıldı acaba otomasyon teknolojileri konusunda nasıl çalışıyorlardır siyahiler yada bir ameliyatı gerçekleştiriken ya da acil müdahale edilmesi gereken bir hastayı kurtatırken ,ya da sedyeye yerleştiriken  neden mi?

Gezi Rehberi

Büyük ekspedisyonların düşleri ile yaşayan bene soruyorum .”Nereye gidiyorsun” diye . Diyor ki Yaşlı kıtaya yolculuk vakti;Irksal ve ıraksal düşünme sınırlarımızı her geçen gün daha da kıracak ,bulunduğumuz yerden iteleyecek yeni bir yolculuğa ,yeni bir çeşitliliğe yol alıyorum ..Kara Afrika’ya gidiyorum .. Altın’ın ve pırlantanın elmasın ülkesine …

Gezi Rehberi

Marmaris'te bulunan Kız Kumu görenleri hayrete düşürüyor...
Muğla'nın Marmaris ilçesi Orhaniye Beldesi yakınlarında bulunan Kız Kumu görenleri hayrete düşürüyor. 600 metre boyundaki kırmızı kumdan meydana gelen oluşumun üzerinde yürünebiliyor. Kız Kumunun üzerinde yürüyen insanlar uzaktan bakıldığında suyun üzerinde yürüyormuş gibi gözüküyor.

Gezi Rehberi

İspanya El Gastor, Endülüs'te düzenlenen boğa güreşlerinden yine ilginç görüntüler çıktı.                            

Gezi Rehberi

TAYLAND ‘DAN ENSTANTENELER (Bangkok Pataya ) Bir pirinç tanesi gibiyim bugün . Elimde ekmekler olsun da olabildiğince balık besleyeyim geciyor içimden . İçimde bir ekvator havası dönüyor dönüyor .Acı ve baharat yüklü tropik bir seyahat .